Üye Girişi
Kullanıcı Adı 
Parola
Üye Ol Şifremi Unuttum
| inşaat sektörü inşaat ihaleleri inşaat malzemeleri inşaat haberleri Dekorasyon fuar seminer tüm hepsi inşaat dergisinde  | Sizde İnşaat Dergisine Reklam vererek firmanızı tüm Dünyaya tanıtabilir, Ürünlerinizi satabilirsiniz.İnşaat Sektörünün kalbi bu sitede atıyor  |
        
      Aksesuar (146)
      Aydınlatma (364)
      Bahçe (325)
      Beyaz Eşya (198)
      Bizden Haberler (37)
      Cephe (130)
      Çevre Düzenleme (424)
      Dekorasyon (764)
      Duyuru (2245)
      Elektronik (478)
      Faydalı Bilgi (184)
      Fuar Seminer (695)
      Güvenlik Sistemleri (58)
      Havuz (45)
      ihaleler (5270)
      inşaat (2585)
      izolasyon Yalıtım (138)
      Kampanyalar (53)
      Kapı Otomatik Kapı (90)
      Konut (1160)
      Mekan (281)
      Mimari (528)
      Mobilya (466)
      Mutfak (197)
      Önemli Bilgiler (241)
      Perde (100)
      Plastik Alüminyum (67)
      Tekstil (163)
      Vitrifiye (387)
      Yapı Malzemeleri (269)
      Zemin (191)
      Züccaciye (264)
Haber Ara
 
İnşaat Dergisi
inşaat malzemeleri
inşaat malzemeleri


Granit
Granit


İnşaat Haberleri
İnşaat Haberleri


inşaat ihaleleri
inşaat ihaleleri


İnşaat Sektörünün Kalbi
İnşaat Sektörünün Kalbi

Bu Alana Reklam
Verin!

 


web tracker

sitemap-1
sitemap-2
sitemap-3
sitemap-4



Add to Google
 Duyuru > 01-05-2008 Nükleerde Acele Etmeyelim
yazıyı 12 punto yap yazıyı 14 punto yap yazıyı 16 punto yap yazıyı 18 punto yap
    
Çernobil kazasından etkilenenlerin sayısı Ukrayna'da üç milyonu buluyor. Sakat doğumlarda ve büyüme bozukluklarında artış oranı yüzde 230, kanserle mücadele eden çocuk sayısı 380 bin. Ve Ukrayna, nüfusu 46 milyon olan bir ülke! Ukrayna'nın Pripiat kentinde kimse oturmuyor. Koca koca binalar, geniş yollar, parklar... öylece bomboş duruyor. İçinde vahşi kurtlar dolaşıyor. Hayalet bir kent gibi, bir Hollywood masalı gibi.

Bu kentte 900 yıl süreyle kimse oturmayacak. Çernobil nükleer santralindeki kaza nedeniyle bu metruk kentteki radyasyon miktarı, 1945 yılında atom bombası atılan Hiroşima ve Nagasaki'deki miktardan tam 700 kat daha fazla!

Şimdi hükümet kolları sıvadı, Türkiye'yi nükleer enerji santralleriyle donatma peşinde. Görünüşe göre işe İçel'de bir sahil kasabası olan Akkuyu'dan (eski adı Gilindire) başlayacaklar. "Korkmayın" diyorlar nükleer santral karşıtlarını ikna etmek için, "yeni kuşak jeneratörler çok daha güvenilir!" Sanki Çernobil'deki kazadan jeneratördeki mekanik bir arıza sorumluymuş gibi. Değil tabii. O kazadan insanlar sorumluydu. Bir işletme hatası yaptılar, sonuç bu oldu. Bizim nükleer santralleri işletecek olan teknisyenlerin Rus ve Ukraynalı teknisyenlerden daha titiz ve dakik olacaklarının, kurallara uyacaklarının bir garantisi var mı? Yok! Üstelik Çernobil kazası sırasında sorumlu makamlarda oturan politikacılarımıza ve bürokratlarımıza, halkı radyasyonlu çay içmeye davet ederek, "Biz Türklere öyle bir miktar radyasyon etki etmez, hatta erkekliğe iyi bile gelir, bakın nasıl 'hüüp..' diye çayımı içiyorum" diyenlere; hatta radyasyon bulutu taşıyan rüzgârların yönünü bile halktan gizleyenlere güvenmek için bir neden göremiyorum.

Yapılması gereken şey, geleneksel alternatif enerji kaynaklarını sonuna kadar kullanmaktır. Kömür, rüzgâr, su, güneş, jeotermal, bioenerji, doğalgaz... Bu enerji kaynaklarını sonuna kadar kullanmadan nükleer enerjiye geçmek, çok gereksiz risklere girmek anlamına gelecektir. Bu alternatif enerji kaynaklarını küçümseyenler haksızlık ediyor.

Türkiye, nükleer enerji dışındaki bu kaynaklara yönelerek uzun bir süre enerji gereksinmesini karşılayabilir. Örneğin son bir yılda bulunan linyit rezervleri şimdiki oranda kullanılırsa 400 yıl üretim potansiyeli taşıyor. Bir Alman şirketiyle ortaklaşa hareket eden bir Türk frması, İzmir, Manisa, Balıkesir dolaylarında rüzgârdan yararlanarak 3 bin megavatlık bir tesis (Atatürk Barajı'nın iki katı) kurmak için proje hazırlamış bulunuyor. Avrupa'da bir rüzgâr türbininin yılda 2 bin 500 saat çalışma potansiyeli varken, Türkiye'de bu süre 3 bin 500 saati buluyor. Ama Türkiye, rüzgâr enerjisi üretim kapasitesinin binde birini bile kullanmıyor!

Kısacası demem o ki, başka yollar varken nükleer enerjiden uzak duralım. Zaman kazanalım. Bu arada nükleer enerji teknolojisi de gelişmeye devam edecek, daha güvenli ve pratik bir hale gelecektir. Hem bakarsınız 'füzyon' yoluyla elektrik üretimi bile mümkün olur belki, bekleyip görmek lazım!


Haber Kaynağı: Radikal Gazetesi
 
Haberin Okunma Sayısı : 52
Bu Haberi; Kaydet   Yazdır   Yolla  
 Rastgele 10 Haber
  • Dikey Bir Köy Avrupa Merkez Bankası, Frankfurt
  • TOPBAŞ: "BARAJLARDAKİ DOLULUK ORANI YÜZDE 20'NİN ALTINA DÜŞTÜ
  • Jeotermalde Kıpırdanma Başladı
  • VitrA ve Artema'da şenlikler başladı
  • Pliet ile mekanlarınız renkleniyor
  • Dvd'de yenilik
  • Eczacıbaşı Yaratıcılık Ödülleri
  • TOKİ'yi Örnek Alan Şirketler de Arazilerini İhaleye Çıkardı
  • Gazprom: Her Türlü Doğalgaz Krizinde Türkiye Bize Güvensin!
  • Kale Grubu Sürprizlerle UNICERA Fuarı'nda
  • Sitemizde kayıtlı 18544 adet haber, 2249 adet kategori bulunmaktadır.
    Başa Dön Başa Dön

    | Beyaz Eşya | Tekstil | Güvenlik Sistemleri | Havuz | Faydalı Bilgi | Yapı Malzemeleri | Kapı Otomatik Kapı |
    | Duyuru | Plastik Alüminyum | ihaleler | Kampanyalar | Mekan | Vitrifiye | Fuar Seminer |
    | Mutfak | Cephe | izolasyon Yalıtım | Konut | Bizden Haberler | Önemli Bilgiler | Bahçe |
    | Elektronik | Mimari | Zemin | Züccaciye | inşaat | Çevre Düzenleme | Perde |
    | Mobilya | Aksesuar | Aydınlatma | Dekorasyon |


     Google