Müzayedede satılan bir kartpostal üzerindeki 96 yıl önce çekilmiş bir fotoğraf,
İstanbul’u nereden nereye getirdiğimizi, devlet arazilerini nasıl yağmaladığımızı,
İstanbul’u çarpık ve çağdışı bir kent haline nasıl getirdiğimizi bütün çıplaklığıyla
gösteriyor. Kartpostalda görülen Okmeydanı’nın yerinde bugün yeller esiyor. Nişan
taşı ise biçimsiz ve çirkin "apartman kondu"ların arasında ne idiği belirsiz ve
işlevsiz bir dekor gibi duruyor.
Tarih araştırmacısı Hüseyin Irmak, bir müzayedede yaklaşık 100 yıl önce çekilmiş
bir nişan taşı fotoğrafının bulunduğu kartpostalı satın alarak arşivine ekledi.
Sonra da fotoğrafta yer alan ve Osmanlı döneminde ata sporu okçuluk yarışmalarının
merkezi olan Okmeydanı’ndaki nişan taşını aramaya karar verdi. Uzun aramalardan
sonra, günümüzde sadece adında "meydan" olan ve betondan bir labirenti andıran
Okmeydanı semtinin bir sokağında tarihi anıtı bulmayı başardı.
Çıksalın Mahallesi
Solmuş kartpostalda, kaidesinin gölgesinde bir levendin dinlendiği anıt taşın
çevresi yemyeşil bir tepe görünümünde. Aynı taş bugün dar bir sokağın içinde,
bakımsız ve önünden geçen insanların ancak fotoğraf makinesine poz vermek için
durup gülümsediği kirli ve "ne idüğü belirsiz bir dekor" görünümünde. Keçecipir
Mahallesi’nin bir sokağında yükselen ve Sultan II. Mahmud’a ait "celi talik" yazıyla
kitabeli nişan taşının 1912 yılında çekilen fotoğrafındaki görünümüyle şimdiki
görünümü arasındaki fark, Türkiye’nin kültür-tarih ve çağdaşlaşma üçgenindeki
kısa bir özeti gibi. Araştırmacı Hüseyin Irmak, siyah-beyaz kartpostalda, bugünkü
apartman aralarında kalmış görünümünden çok uzak ve çevresi boş olduğu için daha
da yüksek gibi duran nişan taşının çok uzağında görünen yerleşim yerinin, o zamanki
adını bugün de koruyan "Çıksalın Mahallesi" olduğunu söylüyor.
Bina geri çekildi
Şaban Çiğdem, nişan taşının Dursun, Ahmet ve Hacı Çoban adlı dayılarının sahibi
olduğunu bahçede yer aldığını söyledi. Çoban kardeşler, 1992 yılında bahçede bulunan
gecekondunun yerine üç katlı bina yaptırmaya karar vermiş. Üç kardeş, nişan taşının
kaldırılması için de Beyoğlu Belediyesi’ne başvurmuş. Ancak belediye herhangi
bir işlem yapmamış. Çoban kardeşler bu yüzden evlerini iki metre geriye çekmişler.
Üç katlı binanın ön yüzü, hemen taşın önünde yükselmiş. Bu yüzden orta katta oturan
Dursun Çoban’ın evine nişan taşına tırman hırsızlar iki kere girmeye çalışmış.
Okun düştüğü yere dikilirdi
Osmanlı devrinde ok atma yarışmaları ve talimleri yapılırken kullanılan bu taşlar,
yarışmalara katılanların, padişahların ve kemankeşlerin attığı okların düştüğü
noktaya dikilirmiş.
Araşırmacı yazar Şinasi Acar’ın Türk okçuluk tarihini incelediği "İstanbul’un
Son Nişan Taşları" adlı kitabında Okmeydanı ve okçulukla ilgili önemli bilgiler
var. Şinasi Acar, padişahlar adına dikilen taşların bile korunmadığını, semt tahrip
edilmese Okmeydanı’nın okçuluğun dünyadaki merkezlerinden birisi olabileceğini
yazıyor. Okmeydanı semti tarihte okçuluk turnuvalarının düzenlendiği önemli merkezlerden
biriydi.
1950’li yıllarla köyden kente göçün yoğunlaşmasıyla birlikte, İstanbul’un tarihi
dokusunun yağmalandığına değinen Acar, kitabında, kimi tarihi nişan taşlarını
büyük zorlukla gecekonduların bahçelerine girerek fotoğrafladığını dile getiriyor.
Acar, buradaki yapıları "Apartman kondular" olarak niteliyor ve 60’a yakın nişan
taşı tespit ettiğini söylüyor.
Hürriyet Gazetesi
Ali Dağlar