“Parkeler için özel olarak üretilen değişik türdeki birçok yapıştırıcı ve cila,
birbirinden farklı performans özellikleri göstermekle beraber, doğru ürünle kullanıldıklarında
çoğunlukla başarılı sonuçlar verir. Ancak unutmamak gerekir ki hiçbir zemin yapıştırıcı
veya cilası sonsuz bir dayanıklılığa sahip değildir. Bu ürünlerin özellikle yoğun
yaya trafiğine maruz kalan alanlardaki kullanımında dikkatli olmak ve doğru tercihte
bulunmak gerekir.”
Estetik, dayanıklılık ve bakım kolaylıklarına rağmen parke zeminler, uzun
yıllar süren üstün performansını en çok spor zeminlerinde göstermiştir.
Halı kullanımının zaman içerisinde yaygınlaşmasıyla, parkelerin hem iş yeri
hem de konut zeminlerindeki kullanımında büyük bir artış yaşanmıştır.
Ahşap zemin kaplaması seçimindeki en önemli husus, kaplamanın uygulanacağı
zeminin performans özellikleri kadar ihtiyaca yönelik bir tercih olup olmadığıdır.
Zemin kaplamasından beklenen sonuçlar ve bunların kullanıcı istek ve ihtiyaçlarıyla
örtüşmesi bu noktada önem kazanır. Değişik türde yapıştırıcı ve cilalar birbirinden
farklı performans özellikleri göstermekle beraber, doğru ürünle kullanıldıklarında
çoğunlukla başarılı sonuçlar verir.
Hiçbir zemin yapıştırıcı veya cilası sonsuz bir dayanıklılığa sahip değildir.
Her ne kadar en çekici görüntüyü ve mümkün olan maksimum dayanıklılığı sağlama
amacıyla üretilseler de, bu ürünlerin hepsi ister istemez yoğun yaya trafiğine
maruz kalır.
Zemin cilasına en uygun malzemeyi seçerken dikkat edilmesi gereken önemli
noktalar vardır. Bu seçimde en sık yapılan hata, katı madde içeriği ve kaplama
üretiminde kullanılan katkı maddeleri arasında kurulan yanlış bağdır.
Bir maddenin katı madde içeriği ürün kalitesinin bir göstergesi olmayabilir.
Ahşap zemin kaplamalar genelde, çözücü ya da içinde reçine veya polymer eritilmiş
su taşıyıcısından; kaplama filmini oluşturan leveling agent, kurutma arttırıcı
veya kimyasal reaksiyonu aktive eden katalizörden meydana gelir.
Katı madde içeriği, çözücünün reçineye oranıdır. Örneğin %50 oranında katı
madde içeren ahşap cilasında, cilanın yarısı buharlaşacak ve kalan yarısı da filmi
oluşturacaktır.
Herhangi bir cilanın kalitesi tamamıyla yapımında kullanılan ham maddelerin
kombinasyon kalitesine bağlıdır. Üretici firmalar bir yandan hammaddelerin fiyat-kalite
dengesini sağlamaya çalışırken, diğer yandan film formasyon özellikleriyle belli
uygulama alanları için mümkün olan en iyi ürünü üretmeye çabalar.
“Poliüretan parke cilası” gibi aynı markasız ürün adına ve katı madde içeriğine
sahip maddeler genelde farklı reçine ve kombinasyonlar içerdiğinden farklı özelliklerde
filmler oluşturur.
Solvent ve su bazlı maddeler, film formasyonunu genellikle iki şekilde oluşturur.
Formasyon ya taşıyıcı maddenin kuruyarak buharlaşması ya da katalizör tarafından
tetiklenen kimyasal reaksiyon ve buharlaşma kombinsayonuyla gerçekleşir. Her iki
kategorideki performans ve uygulamalar bazı farklılıklar gösterir.
Tek bileşenli kaplamalar
Kuruyarak buharlaşan tek bileşenli maddelerde öncelikle zemin sıcaklığı
ve nemi göz önünde bulundurulur. Bir takım can sıkıcı ve hatta düzeltilmesi pahalıya
mal olacak sorunların engellenmesi için bu faktörler buharlaşma yoluyla film tabakası
oluşturan her ürünün uygulamasında göz önünde bulundurulmalıdır.
Öncelikle unutulmamalıdır ki; zemin ve havanın sıcaklığı çoğu zaman birbirinden
farklıdır. Yüksek tavanlı spor salonları gibi uygulama alanlarında, zemin sıcaklığı
hava sıcaklığından birkaç derece daha düşük olabilir.
Bu nedenle parke cilalarının uygulama öncesinde zemin sıcaklığının belli
derecelerde olmasına özen gösterilmelidir. Eğer maddeler önerilen sıcaklıkların
altında, daha düşük sıcaklıklarda uygulanırsa, uzayan kuruma süresi, soyulma ve
parlaklık eksikliği gibi çeşitli sorunlarla karşılaşılacaktır.
Ayrıca, yüksek nem koşulları da ciladaki su veya solvent taşıyıcıların buharlaşmasını
engelleyeceğinden soğuk zemin uygulamalarında rastlanan benzeri sorunlara neden
olacaktır.
Nemle ilgili uzayan kuruma sürelerine yönelik problemlerde bir istisna nem
önleyici ürethanlardır. Adından da anlaşılacağı üzere bu maddeler rutubetli yerlerde
iyileşme sağlar.
Bu maddeler yüksek nem koşullarında yapılan benzeri yapıştırıcı uygulamalarındaki
gereksiz zaman kaybını en aza indirmekle birlikte, kaplamanın yapışma başarısını
arttırırken zemine doğru şekilde yerleşmesini sağlar.
Çift bileşenli kaplamalar
Katalize olmuş ya da çift bileşenli maddeler olarak adlandırılan bu maddeler
film formasyonu için gereken ana katkı maddesini üreten baz maddeden oluşmaktadır.
Bu maddeler özellikle su bazlı malzemelerde, tek bileşenli benzerlerine
göre çok daha dayanıklı ve kimyasal resistansı yüksektir.
Tüm bu maddeler bir defa katalize olduktan sonra sınırlı uygulama süresine
sahiptir. Hatta bazıları yalnızca bir kere katalize edildikten sonra kullanılamadığından
yalnızca gereken koşullarda anında karıştırılmaları doğru olacaktır.
Bu maddeler aynı zamanda curing (iyileşme) sürecini yavaşlatan hatta durduran
düşük zemin sıcaklığından da etkilenir. Uygulama öncesi zemin hazırlık prosedürleri
genellikle tek bileşenli maddelerdeki prosedürlerle neredeyse aynıdır ve temelde
benzeri aplikatör ve teknikler kullanılır.
Poliüretan cilalar
Poliüretan cilalar en çok kullanılan maddeler olmakla birlikte tüm parke
zeminlerde zengin uygulama çeşitliliği sunar. Poliüretanlar yüksek parlaklık,
görüntü derinliği, sağlamlık ve uygun fiyatlarıyla mükemmel bir bütünlüğe sahiptir.
Farklı uygulamalara göre zengin katı madde içeriğine sahiptir. Genelde %40
oranında çabuk nüfuz eden yapıştırıcı olarak kullanılan bu maddeler, %50 oranında
ise son kat cila olarak kullanılır. Doğru zemin hazırlık koşullarında poliüretanlar
olumlu yapışma özellikleriyle uygulaması oldukça kolay maddelerdir.
Poliüretan cilalar uygulandıkları ortam koşullarına bağlı olarak genelde
4 ile 6 saat arasında kurur. Elbette bu süre uygulamanın yapıldığı zemine, örneğin
zeminin yerinden çıkarılıp, kısa sürede yeniden yerine monte ediliyor olmasına,
bağlı olarak değişiklik gösterir. Buna ek olarak poliürtanlar belli bir süre sonrasında
kararma, renklerinde koyulaşma gösterir.
Ayrıca ultraviyole ışınlara sürekli maruz kalma halinde etkilerinde azalma
yaşanır. Bu maddeler mekanik olarak zımparalama, kimyasal olarak ise metilen klorür
bazlı tiriz ya da çözücü ile yok edilebilir.
Her ne kadar hissedilir bir kokusu olsa da poliüretan kokusu aşırı derecede
rahatsız etmez. Bu maddeler genelde yanıcıdır. Temizliği susuz temizleyici, ya
da mineral ve naftol ispirto gibi uygun bir çözücüyle yapılmalıdır.
Rutubet önleyici cilalar
Rutubet önleyici ürethanlar ahşap için diğer bir kaplama alternatifidir.
Bu madde keskin kokulu, alev alma riski yüksek çözücü ve tehlikeli asetatlarla
kullanıldığından uygulama esnasında özel bir maske gerektirir. Rutubet önleyici
ürethanlar kabarma yaptıklarından titiz bir zemin hazırlığı da gerektirir.
Bu maddeler birbirlerine kolayca karışmaz. Oldukça sert bir yüzey oluşturduklarından,
düzleştirme ya da zımparalama ile şekillendirilmeleri oldukça zordur.
Bu nedenle diğer maddelere göre yeniden kaplanmaları da zahmetlidir. Yüksek
dayanıklılık ve sertlik seviyelerinden ötürü bazen zımparalama yoluyla çıkartılmaları
bile hayli uğraş gerektirir.
Temizlikleri toluene gibi çözücülerle yapılmalıdır. Bu maddeler resmi nizamnameye
uygun kullanım gerektirir. Zahmetli hazırlık, uygulama ve işlem özellikleri, yüksek
fiyatları, taşıdıkları çevre ve sağlık riskleriyle birleşince kaplama malzemesi
olarak bu maddelerin son yıllarda günlük kullanımlarında düşüş yaşanmaktadır.
Solvent bazlı epoksiler
Solvent bazlı epoksiler görüntüden dayanıklılık noktasına kadar mükemmel
bir performans sunmakla birlikte rutubet önleyici urethane’lardakine benzer dezavantajlara
sahip bir diğer kaplama malzemesidir. Kullanım öncesi titiz bir zemin hazırlığı
gerektirdiği gibi bu maddeleri yeniden kaplamak poliüretan ve solvent bazlı akriliklere
göre çok daha zordur.
Su bazlı yapıştırıcılar
Son yıllarda çevre ve insan sağlığının önem kazanması, ahşap zeminlerde
su bazlı kaplama kullanımında artışa neden olmuştur. Reçine için taşıyıcı olarak
kullanılan bazı çözücülere karşı artmakta olan sıkı VOC (volatile organic compound)
emisyon düzenlemeleri, kullanım riski ve sağlık kaygıları su bazlı kaplamalara
ilgiyi gün geçtikçe arttırmıştır.
Su bazlı kaplamaların genelde en önemli avantajı solvent bazlı kaplamalara
göre koku seviyesinin daha düşük olması ve yanıcı olmamasıdır. Ayrıca temizliklerinde
solvent bazlı kaplamalarda olan kullanım zorlukları yaşanmaz.
Su bazlı ürünlerin dezavantajları solvent bazlı malzemelere göre daha az
dayanıklı ve çok daha pahalı olmalarıdır. Su bazlı kaplamalar da solvent bazlı
sistemlerdeki uygulama öncesi zemin hazırlığına benzer prosedürleri içerir.
Solvent bazlı kaplamalarda olduğu gibi su bazlı malzemelerde de tek bileşenli
ve çift bileşenli olmak üzere genel iki kaplama grubu yer alır. Tek bileşenli
malzemeler taşıyıcı olarak kullanılan suyun buharlaşmasıyla kururken, çift bileşenli
malzemeler buharlaşma ve kimyasal reaksiyon süreciyle oluşur. Birçok durumda çift
bileşenli malzemelerin dayanıklılığı ve kimyasal resistansı çok daha yüksektir.
Son dönemlerde su bazlı ürünlerde sıklıkla kullanılan en önemli iki baz
madde ürethan ve epoksilerdir. Her iki malzemenin performans özellikleri de üretimlerinde
kullanılan urethane veya epoksi bazına göre değişir.
Zemin kaplaması olarak suda çözülen urethane ve epoksiler saf halde çok
nadir kullanılır. Her iki madde genelde bir miktar akrilik polimer katılarak modifiye
edilir.
Bu durum aynı zamanda su bazlı epoksi kaplamaların sıkça kullanılmasını
da sağlar. Urethane veya epoksi oranı ne kadar yüksekse kaplamanın dayanıklılığı
da aynı oranda artar.
Kaynak: ahsaponline.net