İTÜ ve Büyükşehir Belediyesi'nin, İtalyan Urania gemisiyle yaptıkları araştırmada,
Marmara Denizi'nde, Küçükçekmece açıkları, Adalar'ın güney ve doğusuyla, Adalar-Tuzla
arasında, Kuzey Anadolu Fay Hattı'ndan ayrılarak karaya doğru uzanan üç yeni canlı
fay bölgesi bulunması, olası bir depreme ilişkin çalışmalarda değişikliğe neden
olabilir.
İTÜ Maden Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür'ün başkanlığında yapılan
son araştırma sonuçları, bulunan canlı fayların uzandığı Küçükçekmece, Adalar
ve Tuzla'nın, eski riskli bölgelere göre daha büyük risk taşıdığını ortaya koydu.
Bulgulara göre, yeni üç fay, olası bir depremde harekete geçecek ve uzandıkları
bölgelerde felaketin şiddetini artıracak. Ayrıca, bu faylar, Marmara Denizi'nde
oluşabilecek tsunamiyi de tetikleyebilecek. Yeni bulgular, İstanbul'daki olası
depremde, riskli bölgeleri genişletirken, depreme hazırlıkta öncelikli yerlerin
ve afet planlarının da yeniden gözden geçirilmesine neden olacak.
Eski bölgelerde değişiklik yok
17 Ağustos 1999 depreminden sonra, hasar gören binalar ve mevcut jeolojik araştırmalardan
yola çıkılarak İstanbul'da bir risk tablosu çıkarılmış ve buna göre felakete hazırlık
çalışmalarına başlanmıştı. Bu çalışmalarda zemin ve konut yapısına göre depreme
hazırlıkta öncelik Zeytinburnu, Bakırköy, Avcılar, Büyükçekmece, Fatih, Eminönü,
Güngören, Bahçelievler, Bayrampaşa ve Adalar'a verilmişti. Bulunan fayların canlı
olduğunun en kolay denizden ölçüldüğünü ve 2001-2002'de yaşanan 4.3 ve 4.8 şiddetindeki
depremlerin fayların kara bağlantısının da aktif olduğunu gösterdiğini belirten
Prof. Görür, şu bilgileri verdi:
Görür: Yeni kollar çok önemli
"Marmara'daki ana faydan ayrılıp Avcılar'a giden ikincil bir fay olmadığı ortaya
çıktı. Daha önce denizdeki ana faydan karaya giden kolların olup olmadığını bilmiyorduk.
Bunu bilmek çok önemli, çünkü İstanbul depremden etkilenecekse, bu kolların önemi
olacak.
Avcılar kirlendi ya da temize çıktı demiyorum. Silivri ve Avcılar arasında karaya
doğru gelen fayların olmadığını, ama Küçükçekmece açıklarında, Adalar'ın güneydoğusu
ve Tuzla burnu arasında kıta kenarına yakın yerlerde bu fayları tespit ettik.
Bu faylar küçük, kendi başlarına büyük deprem üretmez. Ama, ana fayda bir deprem
olduğunda, bu faylar bulundukları yörede depremin daha şiddetli hissedilmesine
sebep olur. Ama, illaki hep tehlikeli yerler fay zonuna yakın kıyı kesimleri diye
düşünmek de yanlış. Kıyıdan çok uzak da olsanız, bulunduğunuz yerdeki zemin çürük
ve binanız deprem kodlarına göre yapılmamışsa, kıyıdaki binadan daha fazla etkilenebilirsiniz.
Bölgelerdeki belirtiler
Son bulgulara göre, Tuzla, Kartal, Maltepe ve Pendik hatları da afete hazırlıkta
göz önüne alınmalı. Nedir bu bulgular, karada 4.3 ve 4.8 şiddetinde iki deprem
olması, deniz açıklarında canlı fayların bulunması, eski depremlere ait deniz
altı heyelanının bu bölgenin daha hassas olduğunu göstermesi. Bunlara göre, kentsel
dönüşüm ve mikro bölgeleme çalışmaları bu bölgeleri de içermeli. Bu fayların boyutu,
yönü ve gidişatını araştıracağız. Biz 40-100 metre arası derinliği inceleyebildik,
ama tüm sahil şeridi 0-40 metre derinlikte ciddi bir şekilde incelenmeli. Bunun
için kaynak arıyoruz. 1 milyon dolara bu çalışma yapılabilir."
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Afet Koordinasyon
Merkezi Başkanı Mesut Pektaş da, yeni bulgular ve çalışmaların tamamlanması sonucunda,
afet planlarının gözden geçirilebileceğini açıkladı.
Gökçe: Dolgu yerlere dikkat
İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Cemal Gökçe, araştırmaların ortaya
çıkardığı tsunami olasılığının, muhtemel depremde İstanbul kıyılarındaki dolgu
alanlarında büyük bir risk oluşturduğuna dikkat çekti. Gökçe, şunları söyledi:
"Gerekli teknik şartlar uygulanmadığı için, Gölcük depreminde olduğu gibi olası
bir depremde İstanbul kıyılarında yaptığımız dolgu alanları ve bunların üzerindeki
yapılarda birtakım problemler yaşayabileceğimizi düşünüyoruz. Bu dolgu alanlarında
altyapı tesisleri, arıtma tesisleri ve sahil yolları var. Yaşanacak deprem sırasında
ortaya çıkacak hasarda altyapı ve ulaşım çok ciddi bir problem. İstanbul'da bu
çevçevede alternatif ulaşım olarak süratle metronun bitirilmesi gerekir. Dolgu
alanlarına bu kadar yatırım yapılması doğru değil. Dolgu alanlarında bilhassa
kamu yapılarının mutlaka incelenmesi ve gerekli mühendislik müdahaleleriyle güçlendirilmesi,
bu da yeterli olmadığı zaman oraların başka yerlere nakli gerekir. Bu güçlendirme
eğer belirli bir limiti aşıyorsa, dolgu alanlarındaki yapıları boşaltıp başka
yerlere aktarmak daha doğru."
Radikal