Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nejat
Bilgen, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) Seyitömer Linyitleri İşletmesi
(SLİ) arazisindeki höyükte devam eden kazılarda, Kütahya ve çevresinde M.Ö. 2
binli yıllarda büyük ölçekli bir depremin yaşandığını belirlediklerini söyledi.
Seyitömer Höyüğü Kazı Başkanı da olan Prof. Dr. Bilgen, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, 5 yıl kazı çalışması yapacakları höyükte bu yıl 3 aydır kazı yaptıklarını
belirterek, çalışmada üst kademede M.Ö. 1'inci yüzyıla ait birçok tarihi bulguya
rastladıklarını kaydetti. Höyüğün alt kademe kazılarına başladıklarında, bölgedeki
yerleşim yerinde o dönemlerde yangın olduğunu ve bunun büyük bir depremin ardından
çıktığını saptadıklarını anlatan Prof. Dr. Bilgen, şöyle konuştu:
"Bu kazı döneminde ciddi bir bulguya rastladık. Arkeolojik bulguların yanı sıra
tarihi kalıntı sayımız da artmaya başladı. Üst katmandaki M.Ö. 1'inci bin yıla
ait yapı duvarlarını kaldırdığımızda 2'nci bine ulaştık. Bulduğumuz yapılar üzerindeki
yaptığımız çalışmalarımızda, Tunç döneminde ait bulgulara rastladık. Bu dönemde
tüm yapıların yandığını belirledik. Mimari yapı olarak taş temel üzerine kerpiçler
kullanılan, kalın duvarları ve ahşap çatıları olan bir katmana rastladık.
Bu yangın yüzünden bütün duvarlar kısmen yamulmuş, çatılar ve çalışma alanları
olan atölyeler yanarak yıkılmış. Bu yangını önce bir savaş veya saldırı mı oldu
diye düşündük, ama bize kalan bulgulara baktığımızda ne insan iskeletlerine ne
de silah veya buna benzer savaşa ait silahlara rastlayabildik. Sebepleri üzerinde
düşünürken alanın üst katındaki dolguda hiçbir çatlak bulunmadı, ancak yangının
olduğu 1'inci bine ait dönemdeki kademede bir anda müthiş bir çatlağa rastladık.
Bu çatlağı takip edip kazılarımızı devam ettirdiğimizde bu dönemde çok ölçekli
bir deprem olduğunu anladık. İşte bütün bu yangınlar burada yaşanan depremde yıkılan
evlerin, atölyelerin ve o dönemdeki toprak fırınlarından kaynaklanan bir yangın
olduğu ortaya çıktı."
Prof. Dr. Bilgen, kazı çalışmaları ilerledikçe evlerin içinde depremden kaynaklanan
çöküntü sebebiyle insanların sıkışarak ve yanarak can verdiklerini saptadıklarını
belirterek, "Sonuç olarak M.Ö. 1800'lü yıllarda Kütahya ve çevresinde çok ciddi
ve eski depremi belirledik" dedi.
Bütün katmanlar inceleniyor
Bugüne kadar yapılan kazılar sırasında ilginç bilgilere ulaştıklarını da anlatan
Prof. Dr. Bilgen, şöyle devam etti:
"Kazılarda, Kütahya ve çevresinde M.Ö. 3000'li yıllarda kalıpla çini ve seramik
üretiminin yapıldığını belirledik. Bu durum, Kütahya'da çini ve seramik üretiminin
günümüzde yaygın olarak yapılmasının tesadüf olmadığını gösteriyor. 2006'da kazılara
başladığımızda daha önceki çalışmalarda açılan höyüğün tepesinin dolduğunu gördük.
Bütün katmanları irdelemeye ve anlamaya çalıştık. Elde ettiğimiz taşları tek tek
fotoğraflayıp bilgisayar ortamında çizimlerini yapıyoruz."
Prof. Dr. Bilgen, höyüğün altında yaklaşık 15 milyon tonluk kömür rezervinin
saptandığını ve kazılar tamamlanıp arkeolojik tescil ortadan kalktığında bu kömürün
alınacağını da kaydederek, "Kazı çalışmaları sonunda üniversitemiz adeta bir müze
sahibi olacak. SLİ'nin de enerji yönünden kazancı olacak. Bu kazı çalışmaları
bilimsel ve ekonomik yönden hem ülkeye hem de yöreye büyük katkı sağlayacak" diye
konuştu.