Yıl değerlendirmeleri haftasına girdik. 2007'yi gözden geçirince kültür sanat
dünyasının 2007'de pek çok başarı kaydettiği görülüyor. Ama başarının ve üretimin
olduğu yerde tartışma da var... 2007'nin bu bakımdan pek çok yıldan daha hareketli
geçtiği söylenebilir. Müzikten tiyatroya, festivallerden sergilere bir çok alanda
hararetli tartışmalar, polemikler yaşandı. Bunların kimileri günlerce Türk basınını
meşgul etti. Tartışmadan korkmayan bir toplumu cesaretlendirmesi gibi ulvi bir
amaçla, yılın 'kavgalarını' derledik.
Önce Devlet Tiyatroları
Devlet Tiyatroları tabii ki bu yıl da hararetli tartışmaların odağı olmayı sürdürdü.
2006'da kurumun genel müdürlüğünü vekâleten yürüten Mine Acar, 2007'ye yeni tartışmalarla
girdi. Mine Acar'ın önünü kesmek için bir grup tiyatrocunun başvurusu üzerine
Danıştay, DT Görev ve Çalışma Yönergesi'nin yürütmesini durdurdu. Mine Acar, hemen
bir basın toplantısı düzenleyerek bu karar sonucu, sanatçıların dizi ve sinema
filmlerinde rol alamayacaklarını açıkladı. Tabii tepkiler geldi.
Acar, konuyu kendisi inisiyatif alarak çözeceğini söyledi. Derken mayıs ayında
Lemi Bilgin mahkeme kararıyla genel müdürlüğe döndü. Mine Acar Kültür ve Turizm
Bakanlığı'nda müşavir oldu, uzun kavgalar küllendi.
Sonra özel tiyatrolar
Kültür ve Turizm Bakanlığı, özel tiyatro yardımlarını gecikmiş biçimde sezon
sonunda, mayıs ayında açıkladı. Değerlendirme Komisyonu, 36 tiyatroya 1 milyon
547 bin YTL destek sağlanmasına karar verdi. En çok desteği alanlardan biri (92
bin YTL) Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu polemiklerin odağı oldu. Levent Kırca, Ali Poyrazoğlu'nun
jüride yer almasını eleştirince, Poyrazoğlu da ona çattı. Kavga günlerce sürdü.
Bu arada Mahir Günşiray, Nesrin Kazankaya ve Işıl Kasapoğlu gibi DT kadrosunda
olanların tiyatrolarına yardım verilmediği ortaya çıktı. Ali Poyrazoğlu, Mahir
Günşiray'la da polemiğe girdi. Milliyet Gazetesi'nde Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'nun
İş Sanat tarafından da desteklendiği haberi yer aldı...
Frankfurt yaklaşırken
Yine ekim ayı. Türkiye, seneye konuk ülke olacağı Frankfurt Kitap Fuarı'na bu
yıl ilk kez sağcı solcu yayıncıların ve Kültür Bakanlığı'nın ortaklaşa düzenledikleri
bir standla katıldı. Konuk ülke etkinlikleri için iyi bir hazırlık yapılmadığı
yönündeki eleştirilere, düzenleme komitesi 'kasıtlı' diye cevap verince Radikal
ve Zaman gazetelerinde yer alabilen kısa ve sert bir tartışma yaşandı...
Ülke gündemi Fazıl Say
Piyanist Fazıl Say, Avrupa Kültür Büyükelçisi unvanını aldıktan kısa bir süre
sonra bir Alman gazetesinde 'Türkiye'den gidebileceği' yönündeki açıklamaları
yer alınca günlerce süren bir tartışma başladı. Tartışma AKP yöneticisi Dengir
Fırat'ın 'Giderse gitsin' yorumu üzerine hararetlendi. Neredeyse bütün köşe yazarlarının
hakkında yorum yaptığı, Cumhurbaşkanı dahil devlet yönetcilerinin açıklamalarda
bulunduğu, üzerine televizyon programları bile düzenlenen tartışma 'AKP iktidarı'
ve 'sanatçının eleştiri özgürlüğü' gibi iki kanaldan ilerledi ve ilerlemekte...
Çinli küratör meselesi
Ekimdeki 10. İstanbul Bienali'ni Çinli küratör Hou Hanru hazırladı. Hanru, AKM,
İMÇ, Antrepo gibi tartışmalı yapıları mekan seçip bunlar üzerinden 'Türkiye modernleşmesi'ne
işaret etti. Küratörün katalog metninde Türkiye modernleşmesinin 'tepeden inmeci'
kökenleri olduğunu yazması tepki çekti ve sanatsal değil siyasi bir tartışma başladı.
Bir grup küratörü, 'yönlendirilmiş', 'haddini bilmez' olarak tanımlarken, Marmara
Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin bu yönde bir açıklama yapması zirveyi
oluşturdu. Sanat dünyasında ve basında ise küratörün hiç de haksız olmadığını,
üstelik eleştiri ve yorum özgürlüğü olduğunu savunanlar da vardı ve tartışma birkaç
hafta sürdü.
AKM için mutlu son
Eski Kültür Bakanı Atilla Koç'un eskidiği için AKM'yi yıkıp yenisini yapacaklarını
söylemesi uzun ve derin bir tartışma yarattı. 2007 boyunca da süren tartışma mimarların,
tiyatrocuların, köşe yazarlarının ve siyasetçilerin dahil olduğu bir boyutta sürdü.
Atilla Koç bu konudaki kararlılığını sürdürdü ve AKM'nin yıkımını 2010 Avrupa
Kültür Başkenti yasa tasarısına dahil etti. AKM önünde gösteriler düzenlendi.
Mesele rant ve ideoloji ekseninde tartışıldı. Neyse ki seçim oldu, kabine değişti,
Ertuğrul Günay konuyu kapattı. 2010 Yasası, 'yıkım' olmadan Meclis'ten geçti.
Altın Portakal'da 'şiddet'
Ekimde, Antalya Altın Portakal Film Festivali tam bitmişti ki, festivali düzenleyen
TÜRSAK'ın başkanı Engin Yiğitgil'in, tanıtım şirketlerinden birinin yöneticisi
Nimet Demir'e saldırdığı haberi basında yer aldı.
Araya girenler 'dayak atılmasını' önlemişti, ama Türkiye'nin en etkili film festivalinde
olan olay, 'kadına yönelik şiddet' bakımından ele alındı ve büyük tepki çekti.
Pek çok sinema örgütü Engin Yiğitgil aleyhine açıklamalar yapıp istifaya davet
etti. TÜSAK yönetimi Yiğitgil'e sahip çıktı. Konu öylece kapandı.
Altın Portakal Ödülü'nü Semih Kaplanoğlu'nun Yumurta adlı filmi aldı. Hıncal
Uluç ve Sinan Çetin'in 'gişe yapmayan filmlere ödül verilmesini eleştiren' açıklamaları
birkaç gün basında yer aldı, cevap veren olmadı.
Büyük sergi zor iş
Santralistanbul'un açılış için hazırladığı Türk sanat tarihine bakan 'Modern
ve Ötesi', büyük tartışmalara neden oldu. Kimi ressamların neden olmadığı, serginin
'modernizm' meselesini ele alışı eleştirildi. Fulya Erdemci'nin cevabı küçük polemiğe
neden oldu. Sanat dünyası uzun süre bu sergiyi konuştu.
'Sahneler alkışla yıkılsın!'
Mayıs ayında, Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'nun Harbiye Kongre Vadisi projesi kapsamında
yıkılacak olması tiyatrocuların büyük tepkisini çekti. Muhsin Ertuğrul önünde
eylemler yapıldı, oyunlarda 'Sahneler ancak alkıştan yıkılır' sloganı atıldı.
Pek çok yazı yazılıp açıklama yapıldı. Derken proje koruma kurulu tarafından iptal
edildi. Muhsin Ertuğrul tekrar perde açtı. Ama proje hâlâ rafa kalkmış değil ve
Muhsin Ertuğrul'un kaderi belirsiz.
Bacak meselesi
Yapı Kredi'nin Kâzım Taşkent Sanat Galerisi'nde nisanda açılan Hale Tenger sergisi,
büyük beğeni topladı. Tenger'in iktidar meselesini ele alan sergi için hazırladığı
dev insan bacaklarının İlya Kabakov'un Venedik Bienali'ndeki işine benzediği iddiaları
mayıs ayında bir tartışmaya dönüştü. Tenger sessizliğini hep korudu, sergi küratörü
Rene Block ise geçen ay Radikal'deki röportajında "İstanbul böyle bir skandal
bekliyordu" demekle yetindi.
Tarih Vakfı'na taarruz
Mart ayında 10 yıldır Tarih Vakfı'nın kullandığı Darphane-i Amire binaları mühürlendi.
Topkapı Sarayı Müdürü İlber Ortaylı'nın bir süredir Saray'a devredilmesi ve Tarih
Vakfı'ndan alınması gerektiğini söylediği binalar, gerekli onarımlar yapılmadığı
gerekçesiyle mühürlendi. Vakıf mahkeme kararıyla binalara döndü. Ama yıllardır
İstanbul Müzesi yapılamayan ve yaptırılmayan binalar hakkındaki tartışmalar, vakfın
ısrarını kaybetmesiyle yavaş yavaş söndü.
Radikal Gazetesi