Realty World Türkiye Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Altaş, emlak sektörünün tüm
dünyada ve özellikle Türkiye'de giderek artan bir hızla canlandığını söyledi.
Emlak sektörünün 2005 yılında 1999 öncesi altın çağına geri döndüğünü ifade eden
Altaş, yüksek kazanç arayanlara altın fırsatlar sunulduğunu vurguladı. Altaş,
"Emlakın hala en iyi yatırım aracı olması, yüksek talep görmesi, mortgage sisteminin
Türkiye'ye geliyor olması ve emlakçılık mesleğinin yasalaşması ile gün emlak günüdür.
Uluslararası kurumsallaşmış markalara da ilginin oluşması ile sektörde güven ortamının
artması sektörü olumlu yönde etkiliyor" dedi.
Emlak, birinci sıraya oturdu
Mevduat faiz oranlarının düşmesi, döviz hareketliliğinin olmayışı ve bankaların
uzun vadeli ve bugünün koşullarına göre konut kredilerini vermesinin sektörü hareketlendirdiğini
ifade eden Altaş, "Halkımızın mortgage sistemi ile düşük faizle bir ev sahibi
olabilirim beklentisi fikri bugünün güncel konuları arasında. İşin gerçeğine baktığımızda
mortgage döneminde gayrimenkul fiyatlarının artacak olması, tüketici açısından
kullanılacak kredilerin aylık ödemelerine olumlu yansımayacaktır. Nedeni de; gayrimenkul
değerinin ve birlikte kullanılacak kredi miktarının artacak olmasıdır. Burada
dikkat edilmesi gereken ana konu, satın alınacak gayrimenkulün değerinin artacağı
ya da artmayacağı konusudur. Satın alınan her gayrimenkul değer artışı ile karşılaşmaz.
Dolayısı ile yatırım yapılacak bölge önem kazanır" dedi.
İstanbul dışındaki büyük şehirler de cazip
Uluslararası araştırma kuruluşlarının dünya çapında yaptığı çalışmalar sonucunda
Türkiye, özellikle İstanbul hem yatırım hem de ihtiyaca yönelik satın alma ve
kiralama işleri konusunda birinci sırayı aldığını belirten Altaş, Türkiye geneline
bakıldığında İstanbul'a alternatif bölgelerin varlığına dikkat çekti. Altaş, "Özellikle
turizmin beklenenin üzerinde gelişmesi, batı ve güney illerimizde bir emlak patlaması
doğurmakla birlikte ülkemizin Avrupa Birliği'ne entegrasyonu süreci, yabancıların
dikkatini Türkiye'de yatırıma yöneltmektedir. Emlak pazarının yüzde 60'ını oluşturan
İstanbul'da, yıllık nüfus artışının yüzde 3.3 olması, şehirleşme oranının yüzde
3 ve nüfusun yarısının aile kurma potansiyeline sahip 25 yaşında olması nedeniyle
yılda 750 binden fazla nitelikli konut ihtiyacı doğuruyor. Barınma en temel gereksinmelerden
biri. Dolayısıyla ekonominin durgun olduğu dönemlerde bile emlak piyasası durmuyor.
Satın alımların yüzde 85 gibi çok yüksek bir bölümünün nakit olduğu ve yılda bir
milyondan fazla satış işleminin gerçekleştiği Türkiye emlak pazarında talep patlaması
bekleniyor" dedi.
Hüseyin Altaş, yatırımcı açısından bakıldığında kredili gayrimenkul alınlarında
ana kriterin, aylık ödeme tutarlarının katlanılabilir düzeyde olduğuna dikkat
çekerek, arada gelecek ödeme zamanının gayrimenkulün değer artışı ile kapanacak
olmasının önemini hatırlattı. Dolayısıyla herhangi bir maddi kaybın söz konusu
olmadığını vurgulayan Altaş, gayrimenkul sektörü her dönemde kazandıran bir sektör
olmaya devam edecektir ve ekonomideki lokomotif sektör olma özelliğini koruyacaktır
diyerek sözlerini tamamladı.
Dünya Gazetesi