Yalıtım sektörünün önde gelen üretici firmalarından Konye merkezli Stroton'un
geliştirdiği çevreye duyarlı ICF teknolojisiyle binalar neredeyse nefes ile bile
ısınabiliyor. Stroton Genel Müdürü Ömer Beyhan ile yalıtımda yenilikleri konuştuk.
Yapı Fuarı'na Anadolu'dan katılan bir firma olarak kısaca bir değerlendirme alabilir
miyiz?
Yapı Fuarı'na her yıl olduğu gibi bu yıl da ilgi çok fazla. Dağıttığımız kataloga,
kayıtlarımıza bakarak söyleyebilirim ki geçen yıla oranla ziyaretçi sayısında
yüzde 30 artış var. İnşaat sektörünün hareketiyle de ilgili bir durum tabii.
2007 yılının ilk yarısında inşaat sektörü beklemediği bir hareket gösterdi diyebilir
miyiz?
2007'de hareket erken başladı. Her sene genelde Yapı Fuarı'yla başlayan bir süreç
olurdu ancak bu sene şubat ayında bile gelen çok sipariş oldu. Havaların sıcak
geçmesi inşaatın işlerini hızlandırdı. Dolayısıyla 2007'den çok umutluyum. Siyasi
istikrar da olursa, her şey çok iyi geçecek.
Stroton firması 2001 yılında Altın Çekül ödülünü kazanmıştı. Bu ödül neler değiştirdi?
Yapı-Endüstri tarafından verilen Altın Çekül Ödülü, sektörün Oscar'ı olarak değerlendirilen
bir ödül. Çok gurur verici bir ödül, hala her türlü reklam mecrasında kullandığımız
bir paye bizim için. Bana göre bu sene almamamız için de bir sebep yoktu ama geçtiğimiz
yıllarda farklı branşlara da girdik. Ar-ge'den çok yatırıma önem verdik. 2008
fuarında yeni ürünlerle yeniden müracaat vereceğiz. Ödül, Stroton'a prestij kazandırdı.
Satış rakamlarında ciddi bir artış oldu. Ürünlerimiz gerek görsel gerekse yazılı
medya aracılığıyla tanındı.
Ürünlerinizden bahsetmek gerekirse, ICF teknolojisi adını verdiğiniz sistemi
anlatabilir misiniz?
ICF teknolojisi
ICF, tam yalıtımlı beton formlama teknolojisi. Bu, binaları sonradan mantolamak
yerine, inşaat başlangıcından itibaren yalıtımı devreye sokmak anlamına geliyor.
Özellikle tünel kalıp sistemlerinde kalıbın içine yalıtım plakalarımızın konarak
en baştan itibaren yalıtılması esasına dayalı bir sistem. Bunun özel asma elemanları
var, köşe elemanları var, bitiş elemanları bar, içinin plastik elemanları var.
Normal mantolamada dışarıdan 5-7 santim mantolama yapılırken bizim sistemimizde
hem içeriden hem dışarıdan bir mantolama uyguluyoruz ki bu da 12 santime kadar
varan bir şey oluyor. Yani yüzde 98-99 arasında bir yalıtım sağlıyor. Yani bu
sistemle yapılan binaları tabiri caizse nefesle bile ısıtabilirsiniz, mum ışığıyla
ısıtabilirsiniz. Tamamen mükemmel yalıtımlı dediğimiz geçirimsiz binalar oluşuyor.
Bu sistemi varolan bir binaya da uygulayabiliyor musunuz?
Varolan bir binaya stroton teknolojisini dışardan mantolama yöntemiyle getirebiliriz.
Döşemelerde geliştirdiğimiz özel elemanları sonradan uygulayamıyoruz.
Yalıtımın önemi son yıllarda anlaşılsa da Avrupa'ya kıyasla Türkiye yalıtım açısından
epey geri durumda. Yalıtım bilincinin gelişmesi için ne yapmak gerekiyor?
Devletin ve kamunun bakış açısında büyük değişikliklerin yanında yalıtım sektöründe
de bilinç açısından olumlu gelişmeler var. 2002'den beri yürürlükte olan ancak
belediyeler tarafından pek de denetlenmeyen yalıtım kalite standardı özellikle
son 3 yılda giderek daha ciddiye alınmaya başlandı. Denetimler sıkılaştırıldı.
Ayrıca şunu özellikle belirmek gerekiyor, yalıtım insanlara geri dönen tek sektör.
Gerek müteaahite gerek tüketiciye lüks değil bu. Yatırdığınız parayı ısı tasarrufu
olarak mutlaka geri kazanıyorsunuz.
Isı tasarrufu açısından ölçümler yapabiliyor musunuz?
Bizim ölçümlerimize göre içten yapılan yalıtımlarda yüzde 40 tasarruf mümkünken,
dıştan yapılan komple yalıtımda bu rakam yüzde 65-70'lere varabiliyor. Türkiye'de
yalıtımsız binalardan dolayı gelir kaybımız yılda 5 buçuk milyar dolar. Ülkenin
birkaç milyar dolar için IMF ile ne gibi görüşmeler yaptığını hatırlarsak bu rakam
giderek önem kazanıyor. Bu rakamın birkaç kez harcanmasıyla tüm binaların yalıtımı
tamamlanabilir ve bu para daha sonra tümüyle cebimizde kalabilir.