Bu yazıya, Toplu Konut'un ve bankaların kredi uygulamalarında, bir organizasyon
eksikliğine işaret etmek için başlamıştım, oraya geleyim.
Dün Hürriyet'te, konut projelerini tanıtan 13 resimli ve renkli ilan vardı. Bunların
beşi birer, sekizi de yarımşar sayfaydı. Emlak satışıyla ilgili 4.5 sayfa tutan
küçük ilanları da katarsak, 52 sayfalık gazetenin 15 sayfası, tüm gazete alanının
dörtte birinden fazlası, konut tanıtımına ayrılmıştı. Buna, iki bankanın konut
kredi reklamlarını da eklemeliyiz.
Bu reklamlar gibi kalkınma göstergeleri de, yapı kesiminin hızlı bir artış sürecinde
olduğunu gösteriyor. Ancak, hangi kesimin konut ihtiyacının nasıl karşılandığı
da önemlidir.
Büyük sayfalardaki tanıtımların çoğunluğu yüksek gelirliye seslenmektedir. 'Tırmanma
heyecanı', 'Bakmak yetmez görmek lazım', 'Başka bir dünya kuruluyor' ve benzeri
başlıklı tanıtımların, kimleri davet ettiği bellidir.
Oysa dar gelirlilerin konut açığı çok daha fazladır. Gerçekten, büyük kentlerimizin
çevre mahallelerine gidildiğinde veya büyük kentlerin dışına çıkıldığında, toplumun
çoğunluğunu aylık geliri 1000 liranın altında olan ailelerin nasıl barınmakta
olduğunu görürüz.
1950'den beri, birçok sorunumuzun temelinde, bu ailelerin, doğru planlanmış yerleşim
yerlerinde, altyapısı tamam, çağdaş tasarım ve malzemeyle yapılmış konut sahibi
olamayışları bulunmaktadır.
Bugünler 40 yıl öncesiyle farklı. Son yıllarda Toplu Konut İdaresi 200 YTL çevresinde
taksitlerle konut satmaya başladı; bankalar da 15-20 yıl vadeli konut kredileri
veriyorlar; ancak alt gelir dilimleri için konut açığı hala yüksektir.
Toplu konut idaresi 2004'te 80 bin, bu yıl da 150 bin konut inşaatına başlamış.
2004'te başlananların altıda birinin bitirildiği açıklandı. 200 YTL çevresinde
aylık taksitlerle ödenen konutların toplam içindeki payı, toplum içinde dar gelirlilerin
oranından çok azdır; Toplu Konut'un amacı, bu konutların oranını arttırmak olmalıdır.
Bu yazıya, Toplu Konut'un ve bankaların kredi uygulamalarında, bir organizasyon
eksikliğine işaret etmek için başlamıştım, oraya geleyim: Konut alıcıları, almak
istedikleri konutların özelliklerini ve kredi koşullarını irdelemeleri sürecinde
kendilerine yardımcı kurumlarımız yoktur. Alıcılar, daha çok, sınırlı bilgiler
içinde el yordamıyla karar vermektedirler. İhtiyaç sahiplerinin kendi başlarına,
alabilecekleri konutların koşullarını, bugünkü ve gelecekteki mali güçleriyle
tartarak, doğru karar vermeleri beklenemez.
Konut alacak ailelere öğüt verecek kurumdan bahsetmiyorum, onların gerekli bilgiye
ve karşılaştırmalara kolayca ulaşma imkanlarındaki eksikliği anlatmak istiyorum.
Gerçekte yüksek gelirlilerin de bu yardıma ihtiyacı vardır. Onların da, banka
kredi koşullarını ve alacakları konutun (villanın) teknik özelliklerini tartmaya
çoğu kez bilgileri yetmez. Örneğin, ekonomik ve toplumsal koşullar değiştiğinde,
kredi ödemelerinin nasıl değişeceği belli midir?
Bu alanda boşluk, yüksek gelirlilerden daha çok dar gelirlilere zarar verir.
Diğer yandan, alıcıların satın alma bilgilerinin artması, yapan ve kredilendiren
kurumların denetimini de sağlar.
Ev sahibi olmak isteyenlere, danışmanlık hizmetini, başka deyişle, konut alma
eğitimini devlet dışında kurumlar vermelidir. Mimar odaları, hemşeri dernekleri,
onların birlikleri gibi sivil toplum örgütleri, bu işi üstlenebilirler. Bu, küçük
gibi görünen ancak yaşamı etkileyen eksikliktir.
Tarhan ERDEM
Radikal