İstanbul'da tam 103 geçit açıldı, ama trafik hala içinden çıkılmaz durumda. İstanbul'un
yöneticileri altından kalkamadı (ki bu çok doğaldır ve dünden belliydi), sorun
hükümet düzeyinde ele alındı. "Zirve"ler toplandı, parlak kararlar alındı. Bu
kararların en iyisi halktan öneriler istenmesiydi. Valilik'in, Büyükşehir Belediyesi'nin,
Emniyet Müdürlüğü'nün internet sitelerine çilekeş İstanbullulardan öneri yağdı.
Çözüme en çok yararı dokunacak önerilerin halktan geldiğini düşünüyoruz. Elbet
aralarında uçuk öneriler de vardır; bu çoksesli demokrasinin tabiatına uygundur.
Biz de özel arabayla değil, toplu taşıma araçlarıyla gidip gelen, yaya olarak
günlük yaşamın içinde dolaşan bir İstanbullu olarak, yerimiz elverdiğince, bir
iki gözlemimizi aktaralım. Hep eleştiri yapacak değiliz ya, bu kez, yöneticilerin
istediği biçimde "yapıcı öneri"de bulunalım.
Gözlemlerimiz yaşadığımız Kadıköy'den.
Kadıköy çarşısının ağzında, en kalabalık yolcusu olan upuzun Osmanağa otobüs
durağı. Özellikle halk otobüsleri, gelip durak cebinin başında dururlar. Amaçları
çarşıdan gelenlerin önünü kesip daha çok yolcu almaktır. Böyle olunca, durağın
en azından dört otobüs alacak ön bölümü boş dururken, yol tıkanır. Arkadan gelen
minibüslerin ve tramvayın geçeceği cadde kilitlenir. Otobüslerin, minibüslerin
ve tramvayın oluşturduğu kuyruk 200-300 metreye ulaşır; trafik felç olur.
Oysa burada hızlı akışı sağlamak için, durağın başına görevli bir hareket memuru
konur, o gelen otobüsü durağın boş duran cebine ilerletir. Ayrıca, sahil yolundan
ve Ziverbey'den giden otobüsler için durakta iki ayrı şerit oluşturulursa, hem
duraktaki yoğunluk ikiye bölünmüş olur hem de otobüslerin trafiği tıkaması önlenir.
Otobüsler de korsanlığa gerek kalmadan, alacağı yolcuyu yine rahatça alır.
Bir gözlem daha: Caddelerdeki, örneğin Bağdat Caddesi'ndeki otobüs duraklarının
önü sarı çizgilerle işaretlenmiştir. Yolcuların güvenle inip binebilmesi için,
bu çizgili alana araba park edilmesi yasaktır. Ama gelin görün ki, buraları arabaların
park yeridir.
Trafik arabaları gelip geçer, ama bir Allah'ın polisi, bırakın ceza yazmayı,
bunları görüp uyarmaz.
Bunların masa başı zirvelerinden görülemeyeceğini bildiğimiz için, yazalım dedik.
Fırsat bulursak devam ederiz.
Milliyet Gazetesi