Türkiye'nin mortgage konusunda bir yol kavşağında bulunduğunu, mülk fonları ve
alternatif yatırım araçları konusunda büyük potansiyele sahip olduğunu söyleyen
IFC Güney Avrupa ve Orta Asya Direktörü Shahbaz Mavaddat, "Türkiye'de 2015 yılına
kadar 7 milyon konuta ihtiyaç olacak" dedi.
Uluslararası piyasalardaki likidite sıkışıklığı ve mortgage krizinin, gelişmiş
piyasalarda 400 milyar doları aşan zarara neden olduğunu hatırlatan Mavaddat,
yapılandırılmış finansa karşı azalan ilginin kredi veren kurumları tedirgin ettiğini
söyledi. Mavaddat, mortgage krizinin gelişmiş piyasalara özgü bir durum olduğunu
belirterek, "Yerel finansal kurumlar bu krizden çok etkilenmedi. Ancak, pek çok
yerel kurum finansal ihtiyaçları konusunda uluslararası piyasalara bağlı olduğu
için, borç alma maliyetleri yükseldi" diye konuştu.
Mavaddat, Türkiye'nin son yıllarda büyük başarılara imza attığını vurgulayarak
özellikle mortgage konusunda bir yol kavşağında bulunduğuna dikkat çekti. Türkiye'de
20 milyar dolara ulaşan konut piyasasının mülk fonları ve alternatif yatırım araçları
konusunda büyük potansiyele sahip olduğuna değinen Mavaddat, "Sektör büyüme hızı
açısından mayıs dalgalanmasından beri hız kaybetmiş olsa da, önü çok açık bir
sektör. Türkiye'nin son 3 yıldır gösterdiği yüksek performans çok dikkat çekiyor.
Türkiye'de 2015 yılına kadar 7 milyon konuta ihtiyaç olacak" dedi.
IFC'nin temel misyonlarından birinin gelişmekte olan ülkelerde özel sektör yatırımlarını
destekleyerek, sürdürülebilir ekonomik büyüme katkı sağlamak olduğunu ifade eden
Mavaddat, finans piyasalarında özel sermayeyi harekete geçirmenin yanı sıra işletmeler
ile hükümetlere danışmanlık hizmetleri de sunduklarını kaydetti.
Hızlı büyüme kredi riski yaratabilir
Konut Finansmanı Konfensansı'nın en önemli yabancı konuklarından Dünya Bankası
Konut Finansmanı Grubu Başkanı Loic Chiquier, mortgage konusunda büyük bir belirsizlik
yaşandığına dikkat çekti. Chiquier, mortgage sistemi kullanan ülkeler arasında
işleyiş açısından farkılıklar bulunmasının doğal olduğunu belirterek, "Danimarka
gibi 200 yıldır bu sistemi kullanan ülkeler ile henüz 5 yıldır mortgage sistemini
kullanan ülkeler arasında, işleyiş açısından büyük farklar bulunması doğal. Hükümetler
gün geçtikçe konut finansmanı meselesini daha çok siyasi ajandalarına alıyor.
Her ülke farklı düzeylerde başarılı oluyor" dedi.
Teşvikte geç kalmamak lazım
Türkiye mortgage piyasasında fiyatların çok hızlı değiştiğine dikkat çeken Chiquier,
ilerde finans ağırlıklı işlemlerin reel alana kayacağını, bu durumda uygulanacak
teşvik politikalarının şimdiden hazırlanması gerektiğini dile getirdi. Chiquier,
Türkiye'de son 3 yılda önemli gelişme kaydedildiğini ancak 2005 yılına kıyasla
mortgage konusunda büyük bir belirsizlik yaşandığı uyarısı da yaparak, "Türkiye'de
yüksek düzeyde emlakla ilgili davalar görüyoruz. Tabii ruhsatsız binaların fazla
olması bunda son derece etkili. Türkiye için deprem sigortası da önemli bir konu.
Eğer deprem sigortası mecburi olmayacaksa, bu konuda nasıl tedbirler alınması
gerektiği belirlenmeli" diye konuştu.
Sistemin dünyaya entegrasyonu şart
Finpolconsult.De Yönetici Direktörü Hans-Joachim Dübel de Türkiye'nin mortgage
piyasasının küresel gelişiminin "çeperinde" olmadığına işaret ederek, özellikle
yüksek büyüme oranlarının bazı kredi riskleri yaratabileceğini söyledi. Latin
Amerika'da geçtiğimiz dönemde başgösteren krizin finansal altyapı ile makroekonomik
dengelerdeki uyumsuzluktan doğduğunu hatırlatan Dübel, "Türkiye'de de böyle bir
durumun yaşanmaması için finansal sistem dünyaya tamamiyle uygun hale getirilmeli.
Aksi halde, Türkiye'de özellikle mortgage piyasasında önemli rol oynayan yabancı
kreditörler kendilerini geri çekebilir" diye konuştu.
Dübel, TOKİ ve diğer emlak ajansalarının önümüzdeki dönemde gecekonduların dönüşümünde
oynayacağı rolün de önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Dünya Gazetesi