TMMOB Mimarlar Odası’nın “Türkiye Mimarlık Politikası’na Doğru, Mimarlık ve Kent
Buluşmaları” başlığı altında, Kayseri, Samsun, Mersin, Muğla, Gaziantep, Eskişehir
olmak üzere altı ilde gerçekleştirmeyi planladığı kongrelerden üçüncüsü 13-14
Ocak 2007 tarihleri arasında Mersin’de yapıldı.
İstemihan Talay Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda “Göç, Barınma
Sorunu ve Mimarlık” konusunda konuşmalar sunuldu.
Toplantının açılış konuşmasını yapan TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Bülend
Tuna dünyada yaşanan göç olgusuna değinerek, "Türkiye’nin de gerek yakın, gerekse
uzak tarihinde önemli göç olayları yaşanmış, büyük nüfusların yer değiştirmesi,
iskanı söz konusu olmuştur. Geniş, çok kültürlü, çok dilli, çok dinli bir imparatorluktan
sonra bugünkü Türkiye’nin sınırları belirlenmiş, bunların sonucu olarak da cumhuriyetin
ilk yıllarında yoğun mübadele günleri yaşanmıştır. Bu son olmayacaktır; 20. yüzyıl
boyunca çok değişik nedenlerle ülkemizde göç olayları, büyük nüfus hareketleri
yaşanmaya devam etmiştir. 1950’lerde uluslararası ekonomik politikalara bağlı
olarak başlayan sanayileşme gayretleriyle birlikte, kırlardan büyük kentlere akan
işsizler ordusunun, ekonomik hayata katılmaları ve barınma ortamlarını oluşturma
çabaları yıllarca sürmüştür, sürmektedir. Bu hızlı kentleşme kentlerimizi yaşanabilir
olmaktan giderek uzaklaştırmış; kentlileşme hızı, kentleşme hızına ayak uyduramamış;
plansızlık, kaçak yapılaşma, gecekondulaşma, bir kimlik kaybı içinde kentsel dokunun,
tarihsel mirasın ve doğal çevrenin bozulmasına neden olmuştur. Bu sorunlar, tutarsız
siyasal yaklaşımlarla birleşerek daha da büyümüş, sorunları çözemeyen iktidarlar,
artık kentleşme biçimimiz haline gelen sağlıksız yerleşmeleri bile, imar afları,
kentsel dönüşüm ve hukuk dışı imar operasyonları ile ranta yönelik bir ekonomik
kaynak haline getirmişlerdir. Kentlerimizde yaşanan bu olumsuz sürecin yansımalarını,
başta İstanbul olmak üzere hemen her yerde gözlememiz mümkündür" şeklinde konuştu.
Mimarlığın, yoksulluğa, göçten kaynaklanan yoğun barınma sorunlarına, göçün yarattığı
devasa kent sorunlarına tek başına çare olmasının mümkün olmayacağını ancak mimarlığın
böyle bir sorunu da dışlamamasını ve yok sayması gerektiğini ifade ederek sözlerine
şöyle devam etti; "Mimarlık, sadece mimarlık hizmetinin bedelini ödeyebilenlerin
ihtiyaçlarına hizmet eden seçkinci bir meslek olarak mı kalacaktır? Dünyadaki
binaların % 2-3 gibi çok küçük bir oranını tasarlayarak, bununla yetinerek dünyadaki
barınma ve çevre sorunlarına yönelik çözüm üretmemiz mümkün değildir. Mimarlık
hizmetinin hala daha yoksullar için lüks görülmesinden kaynaklanan bir duygu muafiyeti
içerisindeyiz. Yoksullar için çalışmak, fikir üretmek ödüllendirilmediği gibi,
aksini kimsenin ayıplamadığı da ortadadır; oysa bu durum son derece düşündürücüdür.
Meselenin bir de etik yönü olduğunu vurgulamamız gerekmektedir. Sağlık sistemi
sosyal devlet anlayışı içerisinde soruna cevap bulmaya çalışmaktadır. Her ne kadar
yıllar içerisinde erozyona uğrasa da, parasız insanların sağlık hizmeti alabilmesi
hala mümkündür. Adalet sistemi içerisinde yoksullar için savunma desteği alabilmesinin
yolları da gösterilmektedir. En azından böyle bir sistem arayışı vardır. Yoksulların
barınma sorunlarına karşı mimarlık hizmetlerinden yararlanmalarının sağlanması,
bu hizmetlerin bedelinin belirli koşullar çerçevesinde, örneğin toplu konut fonundan
karşılaması gibi çözümler düşünülemez mi?"
Tuna, Ulusal Mimarlık Politikaları'nın, mimarlık ürünlerinin ve yapılı çevrenin
niteliğinin kamu yararına olduğu düşüncesinden hareketle, mimarlık uygulamalarında
standartları yukarıya çekme hedefini ve hükümet politikalarıyla bütünleştirme
amacını taşıdığını söyleyerek sözlerine şöyle son verdi;
"Kalıcı, sürdürülebilir, kimlikli ve çağdaş bir çevrenin yurt düzeyinde temel
imar ve kentleşme hedefi olmasının sağlanması; “tarihin mimarlık ülkesinin yeniden
mimarlıkla buluşturulması” ve Türkiye’mizin de kendine özgü koşulları ile evrenselliği
yaşamasını içerecek “Türkiye Mimarlık Politikası”na bir an önce kavuşması için
Odamız bir çağrı yapmaktadır. Önümüzdeki günlerde kamuoyunun bilgisine ve değerlendirmesine
sunacağımız “Türkiye Mimarlık Politikası” metnimizi sizlerle birlikte geliştirmek,
herkesin benimseyeceği, sahipleneceği bir metin haline getirmek istiyoruz. Mimarlıkla
ilgili karar alanların, uygulayanların, mimarlık hizmetini kullananların, konuyla
ilgili herkesin metni irdelemesini, eleştirilerini yapmalarını ve neticede benimsemelerini
hedefliyoruz. Mimarlığa önem ve değer vermek, tüm mekansal kurgularda mimarlığı
etkin kılmak ve mimarinin sanatsal, kültürel, insancıl ve işlevsel özellikleri
ile toplumu ve kentleri yeniden buluşturmak, kimlikli, uygar ve esenlikli bir
gelecek için en güçlü güvencelerdendir. Toplumda mimarlık kültürünün yerleşmesi,
benimsenmesi, mimarlık değerlerinin sadece ilgili kişi ve kurumlar tarafından
değil, herkes tarafından içselleştirilmesi önemlidir."