UNESCO Türkiye, üç gün süren ve pazar günü sonuçlanan çalıştayda, "Türkiye'nin
kültür mirasına sahip çıkma konusunda verilen ödevlerden ne kadarında başarılı
olduğunu, ne kadarından sınıfta kaldığını" belirledi. Elde edilen ilk bilgilere
göre, Türkiye verilen 9 ödevden 5'inde sınıfta kaldı. 2'sinde "daha iyi" durumdayken,
sadece 2 yerde UNESCO kriterleri tam olarak yerine getirebildi.
İşte Karne
UNESCO tarafından yapılan incelemeler sonucunda Türkiye'de Sivas Divriği Ulu
Cami ve Şifahanesi, İstanbul'un tarihi alanları, Nemrut Dağı, Göreme Ulusal Parkı
ve Kapadokya ile Xanthos-Letoon antik kenti, ödevlerini yerine getiremedi. Hattuşa
ve Safranbolu'da Türkiye kısmen başarılı bulunurken, Hierapolis- Pamukkale ile
Troia antik kentinde yapılan çalışmalar sınıfı geçti. UNESCO toplantılarında en
fazla ilgi görmesi beklenen yerin İstanbul olmasına rağmen, Türkiye temsilcileri
bilinçli olarak İstanbul'u ön plana almıyor, ancak diğer yerlerden geride de bırakmıyorlar.
Bunun amacı, bütün bu miras alanlarının, "bir annenin çocukları gibi eşit söz
ve eşit korunma hakkına" sahip olduğunu göstermek. Ne var ki, 8 Mayıs'ta İstanbul'a
gelecek yabancı heyet, İstanbul'u uyarabilir ya da "Risk Altındaki Dünya Miras
Alanı Listesi"ne koyabilir. Bu Türkiye için ciddi bir prestij kaybı olmasının
yanı sıra, turizm açısından da olumsuz etki yapacaktır. UNESCO İstanbul Raportörü
Mehmet Gürkan ise umutlu. Gürkan, hazırlıklara geç başlanmış olduğunu kabul etse
de, "Önemli olan yetkililere bir çalışma planı sunabilmek" diyor ve bu planın
da halihazırda üzerinde çalışıldığını ekliyor. İstanbul da 1985 yılında UNESCO
listesine alınmıştı.
Özel Alanlar
Fethiye'deki Xanthos-Letoon antik kenti, Göreme Ulusal Parkı ve Kapadokya kayalık
yerleşimi de, bir an önce koruma alanı olarak tahsis edilip, imar planı çıkartılması
gereken yerler arasında. Acil müdahale isteyen bir başka yer de Nemrut Dağı. Konuyla
ilgili raporu hazırlayan Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, Nemrut'un aynı zamanda "Özel
Çevre Koruma Alanı" olmasından ötürü, kültürel miras korunmasında sorun yaşandığını,
çünkü imar ve yönetim planının hazırlanamadığını belirtiyor. İlgili kanuna göre
Özel Çevre Koruma Alanları'nda taş üstüne taş konması yasak. Bu sorun da ancak
yeni bir yasa ile çözülebilir gibi görünüyor.