Üye Girişi
Kullanıcı Adı 
Parola
Üye Ol Şifremi Unuttum
| inşaat sektörü inşaat ihaleleri inşaat malzemeleri inşaat haberleri Dekorasyon fuar seminer tüm hepsi inşaat dergisinde  | Sizde İnşaat Dergisine Reklam vererek firmanızı tüm Dünyaya tanıtabilir, Ürünlerinizi satabilirsiniz.  |
        
      Beyaz Eşya (184)
      Tekstil (162)
      Güvenlik Sistemleri (57)
      Havuz (45)
      Faydalı Bilgi (183)
      Yapı Malzemeleri (258)
      Kapı Otomatik Kapı (89)
      Duyuru (1920)
      Plastik Alüminyum (66)
      İhale (4937)
      Kampanyalar (46)
      Mekan (272)
      Vitrifiye (383)
      Fuar Seminer (672)
      Mutfak (193)
      Cephe (124)
      İzolasyon Yalıtım (127)
      Konut (1019)
      Bizden Haberler (37)
      Önemli Bilgiler (237)
      Bahçe (312)
      Elektronik (439)
      Mimari (502)
      Zemin (183)
      Züccaciye (230)
      İnşaat (2370)
      Çevre Düzenleme (398)
      Perde (100)
      Mobilya (451)
      Aksesuar (143)
      Aydınlatma (347)
      Dekorasyon (731)
Haber Ara
 
İnşaat Dergisi
Sizde Reklam Verin
Sizde Reklam Verin


Kurt Granit & Çimstone
Kurt Granit & Çimstone


İnşaat İhaleleri Burada
İnşaat İhaleleri Burada


İnşaat Sektörünün Kalbi
İnşaat Sektörünün Kalbi


İnşaat Sektörünün Kalbi
İnşaat Sektörünün Kalbi

Bu Alana Reklam
Verin!

 


web tracker

sitemap-1
sitemap-2
sitemap-3

 Faydalı Bilgi > 11-01-2008 Türkiye Ürkütücü Bir Nükleer Maceranın Eşiğinde mi?
yazıyı 12 punto yap yazıyı 14 punto yap yazıyı 16 punto yap yazıyı 18 punto yap
    
Yıl 1977. İngiltere Leicester Üniversitesi'nde doktora öğrencisiyim. Oxford Üniversitesi'nden davet üzerine profesör Paul Henderson bulunduğum fakültede tüm akademisyenlere ve öğrencilere bir konuşma yapmak üzere geldi. Konuşmanın konusu İki Büyük İngiliz Hatası (*). Konferans salonu bilhassa İngilizlerin pek fazla hataya mustarip olmadığına inananlar ile dolu.

Profesör kürsüde konuşmak için ayağa kalktı ve salonda çıt yok. Önce bu iki büyük hatanın ne olduğunu söyledi ve sonra da konunun izahına geçti. Hatalardan birincisi, Fransızlar ile ortak yapılan sesten hızlı Concorde süper-jet yolcu uçağı ve ikincisi de nükleer santraller . Henderson bunların herhangi bir ekonomik değeri olmadığını ve büyük paralar harcandıktan sonra her iki maceranın da hüsran ile son bulacağını izah etti.

Sonra hepimize bir soru sordu: "Öyleyse İngiliz hükümeti bu işlere neden girdi? Bir iki dakika düşünün, sonra ben size bu sorunun cevabını vereceğim" dedi. İki dakika geçti ve salonda çıt yok; herkes cevabı merakla bekliyor. Henderson herkesi şaşırtan bir cevap verdi: "Gösteriş. İngiliz hükümeti ve onlara destek veren güçlü çıkar çevreleri bu sözüm ona iki muhteşem teknoloji harikasını hayata geçirelim ve dünyaya İngilizlerin ne gibi bir millet olduğunu gösterelim. Bu karar bu kadar basit alındı."

'İngiliz dinozor'
Birçok dinleyici gibi ben de neredeyse küçük dilimi yuttum. Konuşmanın sonunda hayli uzun soru-cevap süresine geçildi ve neticede ev sahipleri Profesör Henderson'a teşekkür ederek oturumu kapattı. Tabii ki konu Henderson gittikten sonra dinleyiciler arasında uzun uzun tartışıldı. Hocalarımızın büyük bir çoğunluğu bilhassa benim de içinde olduğum yabancı talebeler grubuna şunu açıkladı. "İşte teknoloji düşmanı bir İngiliz dinozorunu dinlediniz. Bunlara Ladite denir ve 100 yıl kadar önce tekstil makinelerine demir çubuklar ile saldırıyorlardı.

Eğer bu gibi insanlar hep karar merciinde olsaydı insanlık hâlâ mağaralarda yaşıyor olacaktı." Fakat hiçbiri bu kararın böyle alınmadığı konusunu iddia etmedi.
Aradan yıllar geçti ve zaman Profesör Henderson'u haklı çıkardı. Super-jet Concorde uçağı milyarlarca sterlin kamu parasının israfından sonra müzeye kaldırıldı. Muazzam sübvansiyonları yutan ilk kuşak İngiliz nükleer santrallar bugünlerde kapanma safhasında. Hükümet bunların yerine neler konacağına dair henüz kesin bir karar veremedi.

Amerika Birleşik Devletleri'nde, Almanya'da, İsveç'te artık mükleer santrallar inşa edilmiyor. Birçok Batı ülkesi artık bu işi bıraktı. Peki Türkiye niçin bu işi başlatmak için 9 Kasım 2007 tarihinde BM'den alelacele bir kanun çıkarttı? Gösteriş için mi? Eğer öyle ise bu kime ve nasıl bir gösteriş? Dünyanın en fakirlerinden olan Hindistan ve Pakistan dahi "elektrik üreten veya üretebilen" nükleer ünitelere sahip.

Nükleer enerjiyi kapatan Batı'nın demokratik ülkeleri bilhassa şu gerçekler üzerinde odaklaşmaktadır:

*nükleer enerji çok pahalıdır

*çok risklidir

*ileri kuşaklara büyük riskler ve parasal maaliyetler yükleyecektir.

Bugün İngiltere'de orta büyüklükteki Coventry şehri gibi (nüfus takriben 400 bin) bir yerleşim biriminin enerji ihtiyacını karşılıyacak tazyikli su teknolojisine dayanan nükleer bir santral kurmak 7-10 milyar dolara mal olacaktır. Türkiye'de kurulacak bir nükleer santral veya santrallar halihazırda pahalı enerji kullanan üreticimizi ve tüketicilerimizi daha da mağdur edecektir. Bu santralların miyadı dolduğunda söküm ve bölgenin temizleme işlemleri 30-40 yıl alacak ve bu işin maliyeti belki kuruluş maliyetine denk düşecektir. Yani bir santral 4-5 yıl içerisinde inşa edilecek, 30-35 yıl faaliyet gösterecek ve 30-40 yılda da sökülerek temizlik işleri sonuçlanacak. Toplam maliyet (işletme maliyetinin dışında) 14-20 milyar dolar. Sinop'ta kurulması düşünülen santral herhalde bu gibi rakamlara ulaşacaktır ve sadece yurdun yüzde 3-4 ihtiyacına cevap verecektir. Durum birazda keçiboynuzu yemeye benziyor; bir dirhem bal için bir çeki odun çiğnemek.

Hafızalardaki vakalar
Nükleer enerji son derece risklidir. İşletme, nüjkleer yakıtın nakli, reaktörlerin sökülmesi ve artıkların giderilmesi büyük riskler taşımaktadır.
Bir de buna gittikce tırmanan terör tehlikesini ilave etmek gerekir. Çernobil ve Three Mile Island'da olan kazalar hâlâ hafızalarımızda yaşıyor. Bugün Çernobil ve çevresinde nükleer kaza ile ilgili kanser ve genetik deformasyon vakalarının çeyrek milyona ulaştığı iddia ediliyor.

Nükleer enerjinin en büyük sorunu artıkların giderilmesidir ki henüz insanlık bu soruna tatmin edici bir cevap bulamamıştır. Bu artıklardan bazıları on binlerce ve hatta milyonlarca yıl aktif kalarak insan sağlığını tehdit edecek durumdadır. Bu riskler en büyük ölçüde ileriki kuşaklarımıza yüklenecektir.
Türkiye'de nükleer enerjiye giriş kararı toplum tarafından yeterince tartışılamamıştır. Başka ülkeler büyük hatalar işlemişse bizim onları taklit etmek gibi bir mecburiyetimiz yoktur. Bu konuyu ok yaydan çıkmadan tartışmaya açmak bir yurttaşlık ve hatta insanlık borcudur.

(*) Profesör Henderson'un bilimsel makalesi şuradadır. 'Two British Errors', Oxford Economic Papers, July 1977.

Erhan Kula: Erhun Kula Bahçeşehir Üniversitesinde iktisat profesörü; bilhassa çevre konuları ile ilgilenmektedir. Nükleer enerjinin yarattığı ve yaratabileceği problemler üzerinde İngiltere, ABD ve İsveç'te uzun yıllar araştırma yapmış olup bu konularda İngiltere ve ABD'de yayınlanmış çok sayıda kitap ve makalesi mevcuttur.
 

Radikal Gazetesi
 
Haberin Okunma Sayısı : 196
Bu Haberi; Kaydet   Yazdır   Yolla  
 Rastgele 10 Haber
  • Eskişehir'de Tarihi Evlere Restorasyon
  • Adana Sağlık İşleri İl Müdürlüğü Binası Onarım İşi ihalesi
  • PÜ Kapalı Spor Salonu İnşaatı
  • Nükleerde Kazma Yıl Sonu Vuruluyor
  • Çanakkale Biga Aksaz İçmesuyu+enh İnşaatı ihalesi
  • Demir Döküm 'den Yeni Şirket
  • Tarihi Caminin Minaresi Ve Dış Yüzü Alarm Veriyor
  • TBMM Lojmanları Milli Emlak'a Geçti
  • K.B.B. Karamürsel Balık Adası ve Yelken İskelesi Tesisleri Yapım İşi
  • 3M Safety Walk konfor paspasları
  • Sitemizde kayıtlı 17218 adet haber, 2249 adet kategori bulunmaktadır.
    Başa Dön Başa Dön

    | Beyaz Eşya | Tekstil | Güvenlik Sistemleri | Havuz | Faydalı Bilgi | Yapı Malzemeleri | Kapı Otomatik Kapı |
    | Duyuru | Plastik Alüminyum | İhale | Kampanyalar | Mekan | Vitrifiye | Fuar Seminer |
    | Mutfak | Cephe | İzolasyon Yalıtım | Konut | Bizden Haberler | Önemli Bilgiler | Bahçe |
    | Elektronik | Mimari | Zemin | Züccaciye | İnşaat | Çevre Düzenleme | Perde |
    | Mobilya | Aksesuar | Aydınlatma | Dekorasyon |


     Google