Çarşamba akşamı Ankara'da ilginç bir "uğurlama" ve "karşılama" vardı. Aralarında,
önemli bir bölümü ilk kez "büyükelçiliğe" yükselenler de olmak üzere, yurtdışında
yeni görevlere atanan otuzu aşkın Türk diplomatı uğurlandı. Yemekli toplantıyı,
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) düzenlemişti.
İlk anda, "müteahhitler" ile "büyükelçiler" arasında ne alıp veriliyor ki gibilerden
bir soru akla gelebilir. Türk müteahhitlerinin çeşitli ülkelerde iş yaptıklarını
az çok biliyordum, ama ne denli önemli iş yaptıklarını TMB Başkanı M. Erdal Eren'in
konuşmasından sonra öğrendim.
Son 5-6 yılda Türk müteahhitlerinin yurtdışı iş hacminin önemli gelişme gösterdiğini
söyleyen Eren, bir bilim heyetinin hazırladığı bir araştırmadan şu cümleyi aktardı:
"Dünyada kişi başına ulusal geliri Türkiye kadar olan hiçbir ülkede rekabet gücü
Türk inşaat sektörününki kadar yüksek bir inşaat sektörü yoktur."
Sonra yaptığım bir araştırmada şu rakamlar Eren'i doğruladı:
2002: 1.7 milyar dolar
2003: 3.5 milyar dolar
2004: 6.5 milyar dolar
2005: 9.8 milyar dolar
2006: 15.9 milyar dolar
2007: 19.5 milyar dolar
2008: (Hedef) 25 milyar dolar
Türkiye'de 20 bin kadar müteahhit vardı, ancak 140'ı birliğe üyeydi. Üyelerden
20'si 2006'da, 22'si 2007'de dünyanın en büyük 225 müteahhitlik firma sıralamasına
girmeyi başarmıştı. Eren'e göre Türkiye, müteahhitlik hizmetlerinde ABD ve Çin'den
sonra 3. sıradaydı. Bu başarıda, "binlerce kişinin birikimi, emeği, yaratıcılığı
ve alın teri" vardı, "düşük fiyat, hizmet kalitesi, teknoloji kullanımı ve verimliliğin
yarattığı yüksek rekabet gücü" etkili olmuştu.
Türk müteahhitleri önce petrol zengini ülkelerde "küçük ölçekli ve emek yoğun
projeler" almışlardı. Şimdilerde ise "daha az sayıda, ancak yüksek katma değerli
büyük ölçekli işleri" başarıyla sürdürüyorlardı. Geçen yıl iş alanlarının yüzde
44.3'ü bina, 25.9'u ulaşım ağırlıklı işlerdi. Bunların alt dalları havaalanı yüzde
14.7, ticaret merkezi 14.2, konut 13.1, yol-köprü-tünel 9.2 oranında idi. TMB'ye
göre başarının temelinde üç neden yatıyordu:
1. Petrol fiyatındaki artışın zenginleştirdiği ülkelerle yakın ilişkiler kurulması,
2. Türkiye'de 2001 bunalımı nedeniyle ülke içinde iş yapamayan müteahhitlerin
gözlerini yurtdışına çevirmeleri,
3. 1990-2000 yılları arasında yurtiçinde yabancılarla ortak işler yapan Türk
müteahhitlerinin, uluslararası koşullara uygun üretim, proje ve sözleşme yönetiminde
deneyim kazanmaları.
Son yıllarda Türk müteahhitleri 68 ülkede "pazarlarını çeşitlendirmekle" kalmamış,
"yeni uzmanlık alanlarında" ün kazanmışlardı. 1972-2007 arasında iş hacmi Bağımsız
Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinde yüzde 46, Afrika'da 22, Ortadoğu 21.7 oranında
dağılırken BDT yine önde idi, Ortadoğu'da gerileme vardı, ancak Afrika'nın payı
yüzde 15'ten 29.7'ye çıkarak ikiye katlanmıştı. 2000-5 yılları arasında duraklama
yaşanan Libya, geçen yıl 4.9 milyar dolarla başa geçmişti. Onu, Rusya 3.6, Katar
1.9, Türkmenistan 1.6, Kazakistan 1.1 milyar dolarla izliyordu.
Bu açılımda Türk büyükelçilerine önemli görevler düşüyordu. Artık, "monşer" elçiler
gitmiş Türk işadamlarına pazar arayan diplomatlar gelmişti. Eren, başta Dışişleri
Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Ertuğrul Apakan olmak üzere elçilerin desteklerine
şöyle teşekkür etti:
"Kapılarınız bizlere açık olduğu sürece, yolumuzdaki engelleri kaldırdığınız,
sorunlarımıza çözüm ürettiğiniz sürece, dünya devleriyle girdiğimiz yarışları
kazanmayı sürdüreceğiz. Ekonomik, ticari ve teknik başarımlarımızla uluslararası
siyasal ilişkilerde sizleri daha güçlü kılmak için var gücümüzle çalışacağız."
Yabancı diplomatların kıskanç bakışları altında, toplantının çıkışında, ağırlıkları
5 kiloyu aşan çantalar içinde yeni elçilere, gidecekleri ülkelerde karşılaştıkları
sorunlar, oralardaki yatırımlar, geleceğin ihalelerini içeren yüklü dosyalar verildi.
Apakan'ın çantaları daha ağırdı, çünkü her elçinin dosyalarının birer kopyası
ona da verilmişti. Diplomasi artık "laf üretmek" değil "dolarları çoğaltmak" tı.
TMB, büyükelçileri Ankara'da uğurlarken gidecekleri ülkede sorunlarla "karşılamaya"
şimdiden hazırlanıyordu.
Cumhuriyet Gazetesi