Türk inşaat firmalarının, 1970'li yıllarda Libya başta olmak üzere birkaç Ortadoğu
ülkesiyle başlayan yurtdışı müteahhitlik hizmetleri, bu yıl 34 ülkede üstlenilen
354 projeyle 20 milyar dolara ulaştı. Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı
Erdal Eren, Türk müteahhitlerinin riskli ülkelerde iş yapması, birbirleriyle agresif
rekabete girişmesi, Türk işçilerinin pahalı işçi haline gelmesi gibi nedenlerle
kâr marjlarının azaldığını belirterek, "İş alıyoruz ama para kazanamıyoruz" dedi.
Türk müteahhitleri günümüzde İrlanda'dan Pasifik Okyanusu'ndaki Sahalin adalarına,
Gana, Mali, Sierra Leone, Kamerun gibi Kara Afrikası ülkelerinden Hindistan'a
kadar onlarca ülkede dev projelere imza atıyor. Erdal Eren, 1999-2003 yılları
arasında Türkiye'de inşaat sektörünün daralması nedeniyle makine parkı ve iş deneyimi
olan firmaların yurtdışına yönelmesi üzerine, Türk firmalarının yurtdışı müteahhitlik
hizmetlerinde 2003'ten beri bir çıkış trendi yaşandığını vurguladı.
2003'ten sonra ivmelendi
2003 yılında 1.8 milyar dolar olan yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinin toplam
tutarının 2006 yılında 12.9 milyar dolara ulaştığını kaydeden Eren, "Bu yıl başlangıçta
hedefimiz 15 milyar dolardı. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen bu rakamı 17 milyar dolara
çıkardı, bu rakamı da kasım ayında aştık. Yıl sonu itibarıyla 20 milyar dolar
rakamını yakalayacağız" dedi.
Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde yaşanan artışta petrol fiyatlarındaki artışın
da etkili olduğunu vurgulayan Erdal Eren, petrolden para kazanmaya başlayan ülkelerin
Türkiye'nin çevresinde yer alması ve tarihten gelen yakın ilişkiler bulunması
nedeniyle Türk firmalarıyla çalışmayı tercih ettiklerini söyledi. Türk müteahhitleri
için bundan sonraki hedefin bir defaya mahsus 20 milyar dolara ulaşmak değil,
yıllık ortalama 20 milyar dolarlık iş hacmini sürekli hale getirmek olduğunu kaydeden
Eren, "Uluslararası rekabeti öğrenmiş, dünyada kendini kabul ettirmiş hale gelen
meslektaşlarımıza bir miktar siyasi destek sağlansa, ayakbağı olan birtakım engeller
de ortadan kaldırılsa, yıllık ortalama 20 milyar doları yakalarız" dedi.
'Teminat sorunu çözülmeli'
Türk müteahhitlerinin genellikle riskli ülkelerde iş yaptığına dikkat çeken Erdal
Eren, özellikle yönetim değişikliklerinde bir önceki iktidardan iş alan müteahhitlerin
zor durumda kaldığını, bu tür durumlarda müteahhitlere siyasi destek vermek gerektiğini
dile getirdi. Türk bankalarının teminat mektuplarının halen yurtdışında sorunlarla
karşılaştığını da vurgulayan Eren, Türk bankalarının yurtdışında tanınmalarını
sağlamak üzere ikili anlaşmalara maddeler konulabileceğini, Türkiye'de bir uluslararası
bankacılık teminat mektubu fonu kurulabileceğini ve Türkiye'nin en büyük sermayeli
bankası durumundaki Ziraat Bankası'nın teminat mektubu vermeye başlayabileceğini
söyledi. Başbakan Erdoğan'ın, TMB'nin son ödül töreninde bu konuda söz verdiğini
anımsatan Eren, söz konusu törenden sonra birtakım çalışmalar başlatıldığını bildirdi.
'Türk işçisi oranı yüzde 30'
Türk müteahhitlerinin ulaştıkları 20 milyar dolarlık seviyeye rağmen dünya müteahhitlik
pastasından aldıkları payın yüzde 1 seviyelerinde olduğunu vurgulayan Erdal Eren,
Türk müteahhitlerin pazar payının artmasının, firmaların büyümesiyle daha kolay
hale geleceğini dile getirdi. Türk müteahhitlerin yurtdışındaki iş hacmi artarken,
kazancın aynı oranda artmadığına dikkat çeken Eren, "Yurtdışında birbirimizle
rekabet sorunu yaşıyoruz, furya halinde gidiyoruz, fiyatları kırıyoruz. Bu nedenle
iş alıyoruz ama para kazanamıyoruz" dedi. Türk müteahhitlerinin geçmiş yıllarda
daha karlı iş yaptıklarını belirten Eren, 2.7 milyar dolarlık iş yapılan yıllarda
700 milyon dolarlık döviz girdisi sağlanabilirken, geçen yıl 12.9 milyar dolarlık
iş hacmine rağmen döviz girdisinin 1 milyar doların altında kaldığını anlattı.
Geçmişte Türk müteahhitlerin çalıştırdıkları işçilerin yüzde 80'ini Türk işçileri
oluştururken, şimdilerde bu oranın yüzde 30'lara düştüğünü ve 2007 itibarıyla
toplam sayının 150 bin dolayında olduğunu kaydeden Eren şöyle konuştu:
"Yurtdışında istihdam edilen Türk işçisi, başka ülkelerin bütçesiyle istihdam
yaratmak demektir. Ama hem Türkiye'de hem de gidilen ülkede sosyal güvenlik primi
yatırmak zorunda kalınması gibi nedenlerle Türk işçisi pahalı işçi haline geldi.
Bu nedenle Çinli, Hindistanlı, Bangladeşli ya da yerel işçi çalıştırmak zorunda
kalınıyor. 150 bin Türk işçisi çok yetersiz bir sayı. Alınacak küçük birtakım
önlemlerle yıllık 20 milyar dolarlık işten Türkiye'ye 2-3 milyar dolar döviz girdisi
sağlayabiliriz."
Akreditasyon geliyor
Eren, Türk müteahhitlerinin yurtdışında kendilerini daha iyi kabul ettirebilmeleri
için Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın sürdürdüğü akreditasyon çalışmalarının önemine
değindi. Bu çalışma tamamlandığında, her şirketin "Ben Türk müteahhitiyim" diye
yurtdışına çıkamayacağını, yurtdışına gidecek müteahhitlerde birtakım kriterler
aranacağını ifade eden Eren, bunun da Türk müteahhitlerinin kalitesini artıracağını
söyledi.
Libya'da 5 milyar dolar
Türk müteahhitlik sektörü 2007 yılında yurtdışında 19 milyar 495 milyon 475 bin
23 dolar tutarında proje üstlendi. Bu projeleri sırasıyla yüzde 44.3 ile yapı,
yüzde 25.9 ile ulaşım, yüzde 13.2 ile endüstri, yüzde 10.5 ile su işleri, yüzde
6 ile altyapı ve yüzde 0.1 ile de diğer sektörlerdeki işler oluşturuyor. Söz konusu
projelerin bölgelere göre dağılımında, BDT ülkeleri 7 milyar 463 milyon 493 bin
509 dolarlık 192 projeyle ilk sırada yer alıyor. Bunu sırasıyla 5 milyar 791 milyon
228 bin 47 dolarlık 40 projeyle Afrika, 4 milyar 744 milyon 905 bin 468 dolarlık
54 projeyle Ortadoğu, 1 milyar 290 milyon 9 bin 338 dolarlık 47 projeyle Avrupa
ülkeleri, 148 milyon 48 bin 356 dolarlık 19 projeyle Asya ülkeleri ile 57 milyon
790 bin 305 dolarlık iki projeyle KKTC izliyor. Türk müteahhitleri bu alanda 231
projeye imza attı.
Bu yıl 30 proje
Yurtdışı müteahhitlik sektörünün üstlendiği proje bedellerine bakıldığında ise
sektörün yurtdışına açıldığı ilk pazar olan Libya, birinci sırada bulunuyor. Türk
inşaat firmaları için günümüzde de önemli bir pazar konumunda bulunan Libya'da
bu yıl 4 milyar 924 milyon 728 bin 8 dolar bedelli 30 proje üstlenildi, bu rakamın
yıl sonuna kadar 5 milyar doları aşması öngörülüyor.
Boru hattı, havalimanı, sosyal konut ve otoyol başı çekiyor
Türk müteahhitler anahtar teslimi fabrika kurmaktan otoyollar, havalimanları,
boru hatlarına kadar her alanda faaliyet gösteriyor. Sektör bazında en fazla proje
hastane, askeri tesis, idari bina, konut, sosyal-kültürel tesis, ticaret merkezi
ve turistik tesis yapımında gerçekleştiriliyor. TAV İnşaat'ın Katar, Dubai ve
Kahire'de halen devam etmekte olan işlerinin toplam tutarı 2 milyar dolar civarında.
Katar'ın dünyaya açılan kapısı olarak büyük önem taşıyan 5 milyar dolarlık Doha
Uluslararası Havalimanı Projesi'nin en büyük paketi olan terminal binası projesinin
ihalesini alan TAV İnşaat A.Ş., doğalgaz zengini bu ülkede faaliyet gösteren en
prestijli firmalar arasında yer alıyor. Tunus'taki havalimanı inşaatlarının tamamlanmasıyla
grubun diğer şirketi TAV Havalimanları Holding ocak ayında Tunus Monastir Havalimanı'nı,
2009'un ilk yarısında da Tunus Enfidha Havalimanı'nı işletmeye alacak.
Rusya'da çok sayıda proje gerçekleştiren Enka, Romanya ve Hırvatistan'da otoyol,
Kazakistan'da Hazar Denizi'nde suni ada, Sierra Leone'de ABD elçilik binası gibi
iddialı projeler gerçekleştiriyor. Enka'nın Moskova'da inşa ettiği Uluslararası
Konser Sarayı şimdiden dünyada isim yaptı. Yine Moskova'daki Swissotel'in işlettiği
otel binası ve alışveriş merkezi Moskova'nın çağdaş simgelerinden biri halini
aldı. Alarko ise çalışmalarını Orta Asya ve İran'da yoğunlaştırdı. Özbekistan'da
British American Tabacco için, Kazakistan'da Philip Morris için sigara fabrikası
kuran Alarko, İran'da sıvılaştırılmış petrol gazı tankları inşa ederken, Kazakistan
ve Türkmenistan'da havaalanı inşaatlarına imza attı. Tekfen de Katar, Suudi Arabistan,
Azerbaycan'da otoyol, fabrika, boru hattı inşası gibi birçok projeyi yürütüyor.
Çalık Grubu'na ait GAP İnşaat da halen Türkmenistan, BAE, Sudan, Libya ve Suudi
Arabistan gibi bir çokülkede faaliyette.
Radikal Gazetesi
Ahmet KIVANÇ