Tarih ve kültür hazinesi Ortaköy'deki Naime Sultan Yalısı'nın sabotaj sonucu
kül olduğu ihtimali, kuvvet kazanıyor. İstanbul İtfaiye Daire Başkanı Sabri Yalın,
‘‘Kesin delilimiz olmadan, sabotaj konusunda bir şey söyleyemem’’ demesine rağmen
yangının geniş bir alanda aynı anda başladığı, kesinlik kazandı.
İstanbul İtfaiye Daire Başkanı Sabri Yalın, Cumhuriyet Savcısı İsmail Onaran,
Yüksek Mühendis ve yangın uzmanı Mümtaz Çoruh, dün saat 11.00'de harabe halindeki
Naime Sultan Yalısı'nda inceleme yaptılar. Başlarına kask, ayaklarına çizme giyip
yanan binada iki saat kadar inceleme yapan Sabri Yalın ve İsmail Onaran, çıkışta
gazetecilerin sorularını yanıtladılar. Heyetin incelemesi sırasında, İstanbul
Milli Eğitim Müdürlüğü'nden iki müfettiş de okulun bahçesinde hazır bulundu. Kesin
deliller bulmadan yangının sabotaj ya da başka bir nedenden çıkıp çıkmadığı konusunda
bir şey söyleyemeyeceklerini anlatan Sabri Yalın şöyle konuştu:
DELİL ARIYORUZ
‘‘İtfaiyeci olarak hemen sonuç almak kolay değil. Bina içinde çökmeler olduğu
için, aradığımız bazı unsurlar, çöküntülerin altında kaldı. Bana göre yangının
başlangıç yeri, kalorifer dairesi değil, geniş bir alanda başlamış. Çöküntüler
kaldırılıp aradığımız unsurlara ulaştıktan sonra, raporumuzu hazırlayıp savcılığa
vereceğiz. Rapor zaman alabilir. Raporumuzda iki sonuç olabilir. Bunlardan biri,
yangının nedeni olabilir, diğeri de yangının çıkış nedeninin belirlenemediği.
Neden belirlenemezse, yangın uzmanlarının araştırması için, olay savcılığa kalabilir.
Bir itfaiyecinin söyleyebileceği en zor sonuç sabotajdır. Sabotaj en son sözümüz
olur. Bunu söyleyebilmek için de kesin delillerimizin olması gerekir.’’
Müstahdemin eşi anlatıyor
Okulda eşiyle birlikte 20 yıldır görev yaptıklarını ve burayı evleri olarak bildiklerini
anlatan Makbule Koç, yangın anında yaşadıklarını şöyle anlattı:
‘‘Çamaşırları topladım, lojmana katlamaya gidiyordum. Duman kokusu alınca, kapıyı
açıp dışarı çıktım. Kazan dairesinin bulunduğu taraftan gelen duman ve alevleri
gördüm. Koşarak dışarı çıktım. Okulun önünde kantincinin oğlu vardı, ona bağırdım.
Bu sırada deniz tarafından oğlum Recep Buğday, 'Anne okul yanıyor' diye bağırdı.
İtfaiye çağırdık. Bahçedeki hortumla içeri koştum, su sıkmaya çalıştım ama yangın,
başedeceğimizden çok büyüktü. Yangının başladığı sırada, okul çevresinde, yabancı
kişi görmedim.’’
70 yıllık kayıt kül oldu
Mali Şube'nin yaptığı otopark operasyonundan sonra açığa alınan Okul Müdürü Vedat
Balcı'dan sonra bir hafta önce vekaleten müdürlüğe atanan Hüseyin Acar, binanın
tarihinin dışında, 70 yıldır okullarında öğrenim gören binlerce öğrencinin kayıtlarının
da tamamen yandığını söyledi. 1973 yılında kendisi de bu okuldan mezun olan Hüseyin
Acar, ‘‘İçim yanıyor. Umarım bilgisayar hard diskleri zarar görmemiştir. Yoksa
kayıtların tamamı yok olacak. Bir de kütüphanede çok eski kitaplar ile eski bir
piyano vardı. Onlar da yandı’’ dedi.
Reina: İlgimiz yok
Reina'nın sahibi Mehmet Koçarslan, ‘‘Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu'nun bahçesindeki
otoparkla, hiç bir organik bağımız yok’’ dedi. Reina'ya gelen müşterilerin, otomobillerini
'Vale' adı verilen görevlilere teslim ettiklerini anlatan Mehmet Koçarslan şunları
söyledi:
‘‘Valeler arabaları götürüp, civardaki otoparklara bırakırlar. Bize 200 metre
uzaklıktaki Gaziosmanpaşa Okulu'nun otoparkı da bunlardan biri. Otoparka ceplerinden
üç milyon lira verirler. Arabayı getirip sahibine teslim ederler.Reina'nın önünde
50 civarında vale vardır. Bu kişilerin, barımızla hiçbir bağlantısı yok. Aldıkları
bahşişle iş yaparlar.’
Okulumuzu istiyoruz
Okulda öğrenim gören öğrenci ve velilerden oluşan 30 kişilik grup, üzerinde ‘‘Okulumuzu
kimseye vermeyiz; Okulumuzu geri istiyoruz’’ yazılı dövizler taşıyıp slogan atarak
yangını protesto etti. Veliler, okul yerinin otopark yapılmak istendiğini, bu
yüzden yakıldığını iddia ettiler.
lçe Milli Eğitim Vakfı yararına kullanılan okul bahçesindeki otoparka önceleri,
günlük 3 milyon lira vererek araba park ettiklerini anlatan semt sakini Melek
Altaras, ‘‘Reina Bar burayı kapattı. Bir iki saatliğine gelen müşterilerden 15
milyon lira para alıyorlardı. Biz bir daha giremez olmuştuk’’ dedi.
Hürriyetim
16.07.2002