AKM yıkılmalıdır. İstanbul adına bir simge olamayan dış görünüşü ve asla işlevsel
olmayan, yetersiz ve kalitesiz iç yapısı ile AKM yıkılmalıdır. Bunu tartışarak
vakit geçirmenin alemi dahi yok.. Yerine, İstanbul'un en az camileri kadar simgesi
olacak çağdaş bir mimari eseri yükselmelidir. Devrimci, çağdaş Atatürk'ün ve genç
cumhuriyetin adına yakışır.. Ve de işlevli..
Bilbao adlı pek de kimsenin bilmediği bir İspanyol kasabasındaki Guggenheim Müzesi'nin
buradaki yaşam kalitesini nasıl değiştirdiğini, nasıl bir turizm merkezi olduğunu
görünce, Valencia kollarını sıvadı. Orada muhteşem bir Kültür Parkı yaptılar.
Görenler anlata anlata bitiremiyorlar. Ben de ilk fırsatta gideceğim..
Sayfamda Valencia Kraliçe Sofia Gösteri Merkezi binasının resmi var. Bu köşeye
pek resim koymam ama, ne demek istediğim anlaşılmalı.. Sydney Opera binası, nasıl
kentin, ülkenin, hatta kıtanın simgesiyse, Valencia da şimdiden efsane gibi konuşulmaya
başlandı. İstanbul, bin yılın kültür ve sanat merkezinin niye böylesi bir gurur
binası, çağdaş simgesi olmasın..
Sözü bana bu fotoğrafları yollayan Prof. Mimar Aygen Toruner'e bırakıyorum. Kanada'dan
yazmış.. Ve de ne doğru şeyler yazmış.. Teşekkürler, hocam.
......................
AKM'nin ve Muhsin Ertuğrul Tiyatrosunun yıkılması konusunda size ve yıkılmasını
isteyenlere hak veriyorum. 48 yıllık mimar ve Kuzey Amerika'daki büyük üniversitelerden
birinde mimari tasarım profesörlerinden, ayrıca gösteri sanatları konusunda özel
ilgi ve bilgisi olan bir kişi olarak, konu beni yakından ilgilendiriyor.
AKM'nin daha ilk günden ana rahmine sakat düşmüş olmasından kimse söz etmiyor.
Her gösteri türünün normları vardır. Bir konser salonunun, bir oda müziği salonunun,
bir opera, bir tiyatro salonunun akustik gereksinmeleri çok farklıdır. Salon eğimi
çok farklıdır. İdeal oturuş şekilleri çok farklıdır. Koltuk sayıları da farklıdır.
Baleden söz etmedim çünkü gerek sahne büyüklüğü gerek akustik gereksinmeleri operayla
uyuşum halindedir.
Nasıl, hem limuzin, hem kamyon, hem otobüs, hem de Formula 1 yarış arabası nitelikleri
olan bir oto olamazsa, hem opera, hem tiyatro, hem de senfonik müzik için tek
salon yapılması düşünülemez. Böyle bir şey olamaz, olmamalı.
İki çözüm var.
1-Gerçek bir Atatürk Kültür Kompleksi. Newyork'taki Lincoln Center gibi. büyük
bir meydan çevresinde 3 ayrı işlevdeki, üç ayrı bina. Newyork'ta opera, konser
salonu ve tiyatro binalarının her biri dünyanın o dönemdeki sayılı mimarlarınca
tasarlanmışlardır. Plazanın altı, çok katlı otopark olarak 3 binaya birden hizmet
etmektedir. Lincoln Center'de meydan birleştirici unsur olmanın dışında, çeşitli
gösteriler için gelenlerin özellikle güzel havalarda, ortadaki yüksek jetli büyük
havuzun şırıltısı ve yaydığı serinlik ortamında boy gösterdikleri, orta yerde
kurulu çeşitli seyyar barlardan aldıkları içkileri yudumlayarak sohbet ettikleri
bir yürüyüş, dolaşma yeridir. Kentsel bir alandır ayrıca.
2-Geçtiğimiz ay. İspanya'nın Valencia kentinde açılışı yapılan Kraliçe Sofia
Gösteri Merkezi. Simgesel tek binanın olağanüstü şaheserlerinden birisidir. Ünlü
İspanyol mimar Calatrava'nın tasarımı Sidney Operası'nın gücünü aşmakta, Bilbao
Müzesi'nden sonra Avrupa'nın en olağanüstü mimarisini sunmaktadır. Şeklen akıl
almaz orijinallikte ve sembollerde olmasının yanında bu binanın Yeni Atatürk Kültür
Merkezi'ne örnek olması gereken işlevsel özelliği aynı binada toplam koltuk sayısı
4900'u bulan, üç büyük bir küçük salonun olmasıdır.
Tek binada 4-5 ayrı işlevi apayrı mekanlarda bir araya getirebilen ve kesinlikle
unutulmaz bir simge olan bu merkez Kültür Bakanlığı'nca ve konuyla ilgilenen kişilerce
mutlaka incelenmesi gereken bir yapıdır. Aslında sırf bu binayı görmek için İspanya'ya
gitmeye değer.
Sabah Gazetesi
Hıncal ULUÇ