Mis gibi kokan kıpkırmızı domates, dalından koparılan şeftali, taze taze salatalık,
tadına doyulmaz çilek ve kiraz... 'Bunlar yıllar öncesinde kaldı. Artık nerede...'
demeyin. Bahçenizde hatta balkonunuzda bile 'kontrollü tarım' yapabilirsiniz.
Ürettiğinizi yiyin sağlıklı kalın
Çocukluk günlerinizden hatırladığınız kırmızı ve kokulu domatesleri, leziz
şeftalileri, taze salatalıkları yemek hiç de zor değil. Günümüzde kontrollü tarımla,
hormonsuz sebze ve meyveleri küçücük bir bahçede, hatta balkonunuzda bile yetiştirebilirsiniz.
Yediğiniz sebze ve meyvelerin ne şartlarda yetiştiğini biliyor musunuz?
Ne kadar ilaçlama yapıldığı veya ne kadar hormon kullanıldığı hakkında fikriniz
var mı? İşte bu konularda endişe duyanlar çözümü kendi sebze ve meyvelerini yetiştirmekte
buldu. Misafirlerinin sağlıklı yemekler tüketmesini isteyen Sheraton Çeşme de
kendi sebze ve meyve üretimini yapmayı tercih eden kuruluşlardan biri.
'Doğanın kurallarına uyun'
Aslında bu üretimi organik değil de, kontrollü tarım olarak tanımlamak
mümkün. Çünkü organik tarım olabilmesi için sulama suyunun kalitesinden çevredeki
karayollarının uzaklığına kadar pek çok kurala uymak gerekiyor. Kontrollü tarım
ise bu katı kurallara uymasa da sağlıklı sebze ve meyve yemek isteyenler için
ideal.
Peki ama kontrollü tarım ne demek? Peyzaj mimarı ve ziraat yüksek mühendisi
Suat Hayri Şahin (38) bunu şöyle açıklıyor: "Yetiştirdiğimiz ürünler organik değil
ama kontrol altında. Organik tarımda doğanın kendi kurallarına uymak gerekir.
Sheraton Çeşme'nin bostanındaki tüm sebze ve meyveleri dalından koparıp
istediğiniz gibi yiyebilirsiniz. Çünkü Avrupa Birliği'nin izin verdiği ilaçları
kullanıyoruz. Onların etki süresi de iki-üç gün. Ayrıca meyve ve sebzeler olgunlaştıktan
sonra ilaçlamıyoruz. İlaç kalıntısı bulunmamasının sebebi de bu."
Kartonlu önlem
Şahin'e göre, Türkiye'de tarımın en büyük sorunu, kontrollü tarımın yapılamaması.
Suçlanması gereken kesimin de çiftçiler olmaması gerektiğini anlatıyor: "Devlet
politikasınındeğiştirilmesi gerek. Çok sık hastalık görüldüğü için ürünleri kurtarmak
adına gereğinden fazla ilaçlama yapılıyor. Etrafta binlerce hastalık var. Örneğin
seralarda böceklerden kurtulmanın en kolay yolu bilinmiyor. Biz, bir kartona kurumayan
yapışkan sürüyoruz. Bütün böcekler bu kartonu çiçek zannettiği için ona yapışıyor.
Serada artık hastalık göremezsiniz, tüm hastalıklı böcekler bu kartonlardadır.
Ayrıca çapa yapmak toprağı havalandırdığı için hastalığın yarısını önler.
Bu nedenle yoğun olarak çapa yapmaya dikkat ediyoruz." Türkiye'de kontrollü tarımın
yaygın olmamasının başlıca sebebi maliyetlerin çok yüksek olması. Ürünlerin sürekli
bakımdan geçmesi için hem çalışan sayısının hem de harcanan zamanın fazla olması
gerekiyor. Ayrıca yoğun bir şekilde ilaç kullanılması ve kimyasal gübrelerin tüketilmemesi
zorunlu. Bunun yerine hayvansal gübre kullanarak daha sağlıklı ürünler elde etmek
mümkün. Böylece dalından taze taze koparıp yiyebileceğiniz sebze ve meyveler yetişmiş
oluyor.
Lahanadan üzüme
Sheraton Çeşme'de 35 çeşit sebze ve meyve üretimi yapılıyor. Sebze olarak
domates, biber, patlıcan, marul, taze soğan, roka, maydanoz, tere otu, dere otu,
karnabahar, lahana ve kereviz bulunuyor. Meyve grubunda ise elma, erik, kayısı,
incir, nar, ayva, armut ve şeftali var. Bunun yanı sıra bostandaki üzüm bağında
yedi çeşit sofralık üzüm yer alıyor. Üzümler Haziran ayının 20'sinden itibaren
hasat edilecek. Şu anda hasat edilenler ise domates, biber, patlıcan, kabak, salatalık.
Otel, kullanılan sebze ve meyvelerin yüzde 60'ını kendi bostanında yetiştiriyor.
Bostanda çalışan sekiz kişi var. 39 yaşındaki Hediye Giden, iki yıldır burada
çalıştığını anlatıyor; "Kendimi bildim bileli çiftçilik yapıyorum. Sabah beşte
kalkarız; akşama kadar buradayız. İki kızım var. Onlar da yardım ediyor. Bu işin
bana göre hiçbir zorluğu yok. Ama şunu söylemem gerekir ki çapa yapmak kolay bir
iş değil."
Kaynak: Sabah