Jeoloji Mühendisleri Odası İkinci Başkanı Bahattin Demir, deprem zararlarının
azaltılmasına karşı alınacak önlemlerin başında 'zemin etüdü' gelmesine rağmen,
Türkiye'de bunun, "kağıt üzerinde" yapıldığına dikkat çekti. Demir, zemin etüdü
yapan şirketlerin "ticari kaygılara" yenik düştüklerini söyledi.
Yapıların depreme karşı dayanıklı olması için 'tepeden-tırnağa' bilimsel yöntemlerle
inşa edilmesi gerekiyor. 2001 yılında çıkarılan Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun,
sadece 19 ilde yapı denetimini zorunlu kılarken, zemin etüdü de 'uygulamada' formalite
haline geldi. Demir, bütün zemin etütlerinin 'şaibeli' olmadığının altını çizerken,
"Türkiye'de zemin etüdü kağıt üzerinde yapılıyor" dedi.
Demir şöyle konuştu: "1999 depreminin sonucunda meslektaşlarımızın hazırladığı
kalitisiz ve bilime aykırı raporların da payı var. 1999'da zemin etüdünün 'zorunluluk'
olduğu algılandı. Ancak kısa sürede 'imar mevzuatının bir gereğinin yerine getirilmesi'ne
indirgendi; yapı ruhsat dosyasının bir evrak haline döndü. Gerek içerik, gerek
denetim açısından ciddi sıkıntılar var. Zemin etüdü teorik olarak yapılıyor."
'Denetim yetersiz kalıyor'
Zemin etüdü için sondaj yapılması gerektiğini belirten Demir şunları söyledi:
"Herhangi bir rapora baktığınızda kağıt üstünde en az 15 metre sondajı görürsünüz.
1-2 metreye kadar inilen örnekler var. Ama ne kadarı böyle bilemeyiz. Etüdü özel
şirketler yapıyor. Raporun verileceği ilgili belediyenin teknik eleman yetersizliğinden
dolayı işlemler denetlenemiyor. Sondajda sıkıntı varsa deneylerde de sıkıntı olur.
Sonuç olarak rapor gerçeği yansıtmaz. Şirketler kısa sürede daha çok iş çıkarmak
ve maliyeti azaltmak için yapılmayan şeyleri yapılmış gibi gösterebiliyor. Konutların
zemin etüdü 500-2 bin YTL arasında değişiyor. Ne kadar çok iş çıkarırsan o kadar
çok kazanırsın. Zemin etüdünde genel olarak 'bir usulsüzlük yapılıyor' anlamında
olmasa bile, içeriği ile yapılması gereken deneyleri ile ve raporların hazırlanmasında
genel sorun devam ediyor."
Radikal Gazetesi