Renzo Piano'nun dünyadaki en iyi uluslararası mimar olduğunu düşünürdüm. İşlerini
Frank Gehry gibi gözünüze sokmazdı. Eski ahbabı Richard Rogers gibi teknolojinin
kölesi de değildi. Norman Foster gibi katı kuralcı da değildi. Aslında, Piano'nun,
bu canayakın çok dilli İtalyan'ın, Polynesia'dan Birleşik Devletlere her yerde
evde gibi görünen bu kişinin kendine ait bir ev tipi kesinlikle yok. Bu onun yaklaşımının
bir parçası: her bina ilk prensiplere dayanır. Ancak yumuşadığını düşünüyorum.
İsviçre, Bern'deki yeni Paul Klee Center'da ne yapmaya çalışıyordu acaba?
Burası Klee'nin resimleri ve heykelleri için kapsamlı bir koleksiyonu barındırıyor.
Klee Bern yakınlarında doğmuştur ve bu da dolayısıyla onun anıtıdır. Bu gibi diğer
yerlere kıyasla daha büyük bir oditoryuma sahip olmasının dışında temel olarak
yeterince tanıdık bir tarz olan standart orta büyüklükte bir sanat müzesidir.
Piano vaktiyle bu yapıların iyi birkaç örneğini gerçekleştirdiği için yapı tipine
yabancı sayılamaz. Belki sıkılmıştır. Ya da belki diğer yaşlanan ünlü mimarlar
gibi çok meşguldür. Ama burada onu ünlendiren kapsamlı analizlerini yapmamış ve
tembelce biçimler oluşturmuş. İkon Sendromunun kurbanı olmuş durumda.
Akıllı biçim - yeşil peyzaj içinde bir dalga biçimi - dediği bir fikri var. Bu
içinde gittikçe azalan birbirine bağlı ve dalgaya yapışık üç bina içeriyor. Ünlü
olduğu için bu sistemi kabul ettirebildi. Ne yazık ki müzenin bölümlerini içine
oturtmaya başlayınca akıllı biçimin aslında pek de akıllı olmadığını görüyoruz.
Tasarım kesinlikle amacına hizmet etmiyor. Burası ziyaret edilecek muhteşem bir
yerdi -bir zamanlar. Çünkü ne yazık ki bugün Klee'ye hiçbir yararı yok. Uzun süredir
sanatın bu kadar kötü sergilendiği bir yerde bulunmamıştım.
Zentrum Paul Klee 1956'daki Sydney Opera Binası yarışmasından beri ortada olan
mimarlığın bir tasarım sorununu ortaya koyuyor: sadece ilginç bir biçimde inşa
etme olanağı var diye bir binayı ilginç yapmak gerekir mi? Bu sorunun cevabı bir
başka soru: Kültürel binanız için tam olarak ne istiyorsunuz? O ne için yapılıyor?
Jorn Utzon'un Sydney Opera Binası ikon seviyesinde oldukça başarılı oldu. Opera
binası olarak özellikleri utanç verici ama kimin umurunda? Klee Center'a bu "önce
nirengi noktası, sonra işlev" tavrından küçük bir dokunuştan fazla şey gelmiş.
Bern küçük bir şehir. Zürih ve Cenova'dan sonra üçüncü. Bern sadece bürokratik
anlamda bir bölgesel başkent kabul ediliyor. Seyahat rehberleri çok zaman burayı
görmezlikten geliyor. Bunlar yeni bir kültürel binanın köklenmesi için olumsuz
koşullar. İnsanlar bir marifetmiş gibi onu görmeye geliyorlar. Turist dolarlarını
hayal ediyorlar. Bilbao'da Frank Gehry'nin Guggenheim'ını düşünüyorlar. Komik
biçim için hazırlar.
Aslında komik biçimli binaları bir noktaya kadar seviyorum ve bu sanırım ki iyi
bir motor müzesi olurdu. Hafif bir eğri üzerinde tek sıra halinde büyük, orta
boy ve küçük olmak üzere üç tırnak biçiminde çelik strüktürlü bina yandaki tepenin
yeşil eteklerine doğru iniyor. Piano ön cepheleri iki şekilde birbirine bağlıyor:
Birincisi her kemerimsi çatıyı bir diğeriyle birleşecek şekilde yerden uzatıyor
ve bununla bir dalga görünümü elde ediyor, ve ikinci olarak da tüm yapının önü
boyunca devam eden bir yürüyüş yolu ile lineer bir lobi kullanarak üç mekanı birleştirmiş
oluyor.
Problem bu üç hörgüçlü yapının ne işe yaradığını çözmeye çalışınca ortaya çıkıyor.
Doğal olarak girer girmez karşılaşılan en büyük olanın en önemli olduğunu ve asıl
sanat parçalarını içerdiğini düşünüyor insan. Hayır. Onun içinde altında gömülmüş
olan büyük oditoryum var. Zemin seviyesinde mekan yemek salonu ve konferans odalarına
benzeyen bir çok mekana bölünmüş durumda. Hepsi tuhaf bir şekilde hayal kırıklığına
uğratıyor.
Böylece yürüyorsunuz ve orta hörgüçte sanat galerisini buluyorsunuz. Alt katta
geleneksel düz tavanlı geçici sergileri için rasyonel ve iyi bir galeri var. Ancak
asıl olay ve kalıcı sergiler üst katta. Ve burada görüyorsunuz ki dev kemerli
bir mekan günümüz yerleştirmeleri için mükemmel olabilecekken, küçük erken 20.
yüzyıl resimleri için hiç de uygun değil. Resimleri asmak için duvarlar gerekli
ancak çift eğrili bir kemere duvarları sokmak kolay değil. Duvarlar tavanlara
bağlandıkları iplerle sabitlenmiş ve üzerlerine yaslandığınızda sallanıyorlar.
Yoğun çatı strüktürü ilginin sanata yoğunlaşmasını engelliyor. Resimler kaybolmuş.
Doğal ışık tamamen uzaklaştırılmış.
Resimleri gereğinden fazla pişirmeden çatının içinden gökyüzünü biraz hissetmek
hiç fena olmazdı ve imkansız değildi. Mühendisler bunu yapabilirdi. Merkezin mühendisleri
bu tip işleri mümkün olduğunca iyi yapabilen Arup. Hem de Arup Sydney Opera Binası,
Pompidou Centre, ve Londra Serpentine Gallery pavyonları tarafından temsil edilen
bir grup radikal mimarlık deneyini de içeren bir çok zor binanın mühendislik işlerini
yapmış, bu konuda rakipsiz bir firma.
Arup gün ışığıyla ilgili oldukça başarılı çalışmalara imza atmış olduğuna göre,
kendi denediğini söylese de anlaşılan burada gün ışığı Piano'nun 'yapılacak işler
listesi'nde yer almıyordu. Bu durumda sanıyorum ki suçlanacak olanlar kuratörler.
Herneyse, hem bunun hem de yapının tuhaf biçimi nedeniyle Klee galerisi cansız
bir mekan. Orada mutsuz oldum.
Ve son, en küçük hörgüçe gelelim. Bu da nedir? Güncel sanat mekanı olabilirdi,
ama değil. Burada ofisler var. Pekala. Ve şimdi yapının lineer doğası nedeniyle
aksi istikamete dönüp geldiğiniz yoldan geriye dönmeniz gerekiyor. Kısa yol mümkün
değil. Binalar arkadaki tepenin eteklerine girdiği için arkadan bir binadan diğerine
geçmek mümkün değil.
Bu kuratörden kaynaklanan değil mimari bir utanç. En iyi binalar size kendilerini
kademeli olarak gösteriyorlar. Sizi bir tanjanttan binaya alıp alçak bir hol ve
dar bir koridordan -BAM! - Sizi şaşırtıyorlar. Paul Klee Centre'da, Piano bunu
tamamen yanlış ele almış. Önden giriyorsunuz. Hemen en büyük ve en dramatik mekana
dalıyorsunuz. Lineer bir lobiden yürüyorsunuz. Bunlardan sonra yolda daha iyi
herhangi bir şey yok. Geri kalan herşey, özellikle de ana galeri mekansal bir
ani düşüş gösteriyor.
Bu tuhaf. Mimari kahramanım beni fena halde hayal kırıklığına uğrattı. Umarım
Piano herşeyi birden kaybetmemiştir.İsviçre'nin orta bölgelerindeyseniz Paul Klee
Center'ı görmelisiniz. Çünkü bu bir güzel yapılmış obje dersi ve bir sanat galerisinin
nasıl tasarlanmayacağına dair iyi bir örnek.
Zentrum Paul Klee
Çev: Bilge Ar
Sunday Times