Selahattin Duman’ın dünkü köşesinde değindiği Ankara’daki ‘balkonunda gül dalına
konmuş kuşların şakıdığı, duvarlarında balıkların oynadığı süslü binalar’ mimarlara
göre tam bir ucube.
Yazarımız Selahattin Duman dünkü “Binaları da Avrupa Birliği’ne uydurmalı” başlıklı
yazısında, Esenboğa Havaalanı yolu üzerindeki binaları, “Kimi balkonuna Bizans’tan
kalma mozaikleri andıran süsler yapmış.. Birinin balkonunda gül dalına konmuş
kuş şakıyor.. Öbürünün balkonlarında mavi havuzda balıklar oynaşıyor.. Ya müteahhidin
icat ettiği ya da müteahhidin kızının Oya Dergisi’nden seçtiği motifleri yukarıdan
aşağıya indirmiş.. Binaların yan duvarları, çatıdan su basman seviyesine kadar
kilimle kaplı gibiydi.. Dikkatle bakındım.. Binanın tepesine örtülmüş de dantel
işleri ön cepheye sarkıtılmış gibi duran bir ” televizyon örtüsü modeli “ süsleme
göremedim.. Şimdi yazdım ya! Eminim bir iki Ankaralı müteahhide ilham verecektir..”
diye anlatmıştı. Sadece Ankara’da değil birçok büyük şehirde karşılaştığımız bu
süslü binaları mimarlara yorumlattık...
Kiç, eklektik
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Nimet Özgönül: “Bu binalardaki ’süslemelerin’
hiçbir şekilde bir mimari dili yok. Bir akıma konulamaz. Modern olmayan, geleneğe
de aksetmeyen, ne olduğu belli olmayan oluşumlar. Kiminin üzerinde motifler, kilim
desenleri, kiminde çini süsler var. Her bir parça değişik bir yerden alınıp, eklektik
biçimde üst üste konulmuş. Osmanlı’dan, antik dönemden gelen ögeler kemer, varak
gibi bir araya getirilmiş. Bazılarında bunlar da yok. Bunlara ancak ’kiç’ (kitsch-varolan
bir tarzın aşağı bir kopyası olan sanatı kategorize etmek için kullanılan Almanca
bir terim), ’eklektik’ (herhangi bir sistemi takip etmeksizin farklı ögelerden
oluşan) nitelendirmesi yapabiliriz. Müşteri profilinin, müteahhidin genel kültürüne
kadar giden ucubeler... ”
Deforme sanat
Ünlü mimar Doğan Tekeli: “Bunların hiçbir özelliği yok. Biz bunlara mimari dilinde
’kiç’ diyoruz. Yani sanatın deforma olmuş şekli. Kötü oyuncaklar. Anonim yapılar.
Birbirine çok benzeyen yapı teknolojileri çıkmış ortaya. Bunların mimari özelliği
yok. Tekerrür eden motifler halinde olanlar çok çirkin. Karanlık, itici, duruyor.
Takma süsler, hiçbir özelliği yok. Postmodern mimarinin dejenere olmuş hali. Sadece
kalan yüzeyleri süslemek istemişler. Yapının bütünüyle uyumlu değil. Belki halk
sanatı denilebilir. Ama asla mimari sanatı değil. Eskiden böyle at arabalarını
süslerlerdi.”
Vatan Gazetesi