Merkezi Milano'da bulunan İtalyan yayınevlerinden Jaca Book tarafından basılan
"Bisanzio, Costantinopoli, Istanbul" (Bizans, Konstantinopolis, Istanbul) adlı
eser, dün gece Roma'nın en görkemli otellerinden The Westin Excelsior'da düzenlenen
bir etkinlikle basına tanıtıldı. Türkiye'nin Roma Büyükelçiliğinin katkısıyla
düzenlenen etkinlikte, Tania Velmans tarafından hazırlanan kitapta makaleleri
bulunan yazarlardan 4'ü, eser hakkında bilgi verici konuşmalar yaptı.
Türkiye'nin Roma Büyükelçisi Uğur Ziyal, etkinliğin açılış konuşmasında, İstanbul'un
tarihi sırayla üç büyük imparatorluğa, Roma, Bizans ve Osmanlı'ya başkentlik yapmış
bir kent olduğunu anımsatarak, Nobel ödüllü Orhan Pamuk'a ilham kaynağı olmuş
İstanbul, son derece dinamik, modern bir metropoldür. Tarihi, kültürel ve manevi
açıdan İstanbul kadar zengin sayılabilecek kent sayısının çok az olduğu kanaatindeyim"
dedi.
Ziyal, müelliflerin değerli bir çalışma ortaya çıkardıklarına da değinerek, "bu
kitap, bilimsel ve profesyonel içeriği ve sanatsal değeri yüksek fotoğraflarıyla,
kentin tarihçesinin önemli bir bölümünü mükemmel biçimde yansıtmaktadır" diye
konuştu. Büyükelçi Ziyal, eserin Türkiye konusunda gelecekte de yeni çalışmaların
hazırlanmasına yol açacak verimli bir işbirliği için bir "ilk adım" niteliği taşıması
temennisinde de bulundu.
İstanbul tarihini, kentin kuruluşundan 19'uncu yüzyıl sonlarına dek sanatsal,
mimari ve kentleşme açılarından irdeleyen yapıtta Osmanlı dönemini konu alan bölümün
yazarı Doç. Dr. Giovanni Curatola, 1453 sonrası dönemin muhtelif özelliklerine
dikkati çekti.
"Anlamakta dahi zorlanıyoruz"
Curatola, Osmanlı'nın gerek mimari gerek kültürel açıdan Bizans dönemiyle sürekliliği
korumuş olduğuna değinerek, "Örneğin kentin sembolü olan Ayasofya, varlığını korumaya
devam etmiştir. Ayasofya'da, İspanya'da Endülüs Emevileri sonrasında hakimiyetin
yeniden İspanyollara geçmesinin ardından Kurtuba Camii'nin başına gelenlere benzer
bir yağmalama ve yıkım söz konusu olmamıştır" dedi.
Osmanlı'nın İstanbul'a Müslüman bir kimlik kazandırmasının kente bina edilen
yeni eserlerle gerçekleşmiş olduğuna da işaret eden Curatola, "İslam kenti, eskiyi
kovmak suretiyle değil, normal bir süreçte yerleşme suretiyle oluşmaktadır. Ancak
dayatmacı bir düşünceye alışmış olduğumuz için bugün söz konusu olguyu anlamakta
dahi zorlanıyoruz" diye konuştu.
Konuşmasında Mimar Sinan'a da değinen Curatola, "Mimar Sinan'ın Süleymaniye Camii
buna bir örnektir. Sinan, asla bir kopyacı olmamıştır. Daha önceki mimari eserlerden
de esinlenerek, yeni bir anlayışla yeni şaheserler ortaya koymuştur. Sinan, eserleri
sayesinde, İslam coğrafyasında kendisinden sonraki dönemler için de bir esin kaynağı
olmuştur" dedi. Curatola, Türkiye'nin tarihsel ve kültürel açıdan Avrupa;nın bir
parçası olduğuna da değinerek, şöyle devam ettiı:
"Son dönemlerde Ankara;nın AB üyeliği konusunda kimi soru işaretleri oluşturmaya
çalışanları şahsen ben anlayamıyorum. Köken tartışmaları konusunda da asıl mesele
şudur: Avrupa;nın Türkiye;yi de içine alan kökenlerini unutması nasıl mümkün olabilir?
Ben Türkiye;ye gittiğim zaman, kendimi evimde hissediyorum. O ülke zaten Avrupa
olduğu için böyle hissediyorum. Hazırladığımız kitabın, Türkiye;yle aramızda düşmanlık
değil, kardeşlik olduğunun anlaşılmasına da katkı sağlamasını umuyorum."
Arkeoloji profesörü Eugenio Russo ise İstanbul'un, kuruluş döneminden itibaren
kozmopolitliğinin yanı sıra, bir "emperyal kent" olmakla dikkati çektiğine işaret
etti.
İstanbul;un son 90 yıl itibarıyla bu temel özelliklerini kaybetmekte olduğunu
belirten Russo,"İstanbul'un kendine özgü o eski kozmopolitliğini, bugün itibarıyla
New York'ta görüyoruz. Ama ben İstanbul için bir rövanşın söz konusu olacağına
inanıyorum. Avrupa, Türkiye'nin AB üyeliğiyle birlikte, başkentini de bulmuş olacaktır.
Hele hele uzun vadede Rusya da AB'ye dahil olduğunda, İstanbul'un hem stratejik
hem coğrafi konum itibarıyla Avrupa için ideal bir başkent haline geleceğini düşünüyorum"
dedi.
Etkinlikte, Curatola ve Russo dışında, eserin müelliflerinden Vittorio Franchetti
Pardo ve Roberto Cassanelli de birer kısa konuşma yaptı.
Jaca Book yetkilileri, görsel malzemelerinin güzelliğiyle de dikkati çeken, kuşe
kağıda basılan 450 sayfalık eserin Fransızca tercümesinin de yakında yayımlanacağını
belirtti.
Büyük boy bir kitap olarak hazırlanan eser, İtalya'da 150 euro fiyatla satılmak
üzere kitapçı vitrinlerindeki yerini de aldı.