Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın ziyaretinin ardından yeniden gündeme gelen
Boğaziçi'ndeki 'Sevda Tepesi', Boğaz'ın kaderini değişterecek bir gelişmenin fitili
oldu. 1984 yılında Başbakan Turgut Özal'ın isteği ve Bakanlar Kurulu kararıyla
dönemin veliaht prensi Abdullah'a 27 milyon dolara satılan, ama akıbeti yıllardır
netleşmeyen tepe, Milliyet gazetesinin haberine göre, Boğaziçi İmar Yasası'nda
yapılacak değişikliklerle imara açılacak. Ancak değişikliğin etkileri, Anadoluhisarı'ndaki
Sevda Tepesi'yle sınırlı kalmayacak. Boğaz'da halen yasal sorunları bulunan yüzlerce
lüks villayı da yasal hale getirebilecek.
Tasarı bu haliyle geçerse 'Boğaz'da yeni bir imar affı' halini alacağını vurgulayan
şehir planlamacıları endişeli. CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek'in
"Ülkeye ihanet" diye nitelendirdiği tasarının Anayasa Mahkemesi'nden döneceği
öne sürülüyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, geçen hafta Sevda Tepesi'nde imar izni
çıkması için imkanları araştırdıklarını, eğer bu izin alınamazsa, arazinin 'parası
ödenerek' geri alınması gerektiğini açıklamıştı.
'Sevda Tepesi' de dahil Boğaz'da yeni yeni imar izinleri anlamına geldiği iddia
edilen yasa değişikliğiyle ilgili tepkiler şöyle:
TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Buğra Gökçe: Yasa tasarısının çıkış
noktası Sevda Tepesi. Ancak benzer durumdaki mülkiyetler de var. Bu yasa tasarısı
üstü örtülü af getiriyor. Üstelik bunlar gecekondu değil, lüks villalar. Çıkar
çevrelerinin trilyonluk villalarını af için yapılmış tasarı. Seçim döneminin yaklaşması
tasarının gündeme gelmesini de açıklıyor. AKP hükümeti döneminde sivil toplum
örgütlerinin de görüşleri alınarak hazırlanan imar ve şehircilik yasa tasarısı
birden rafa kaldırıldı.
İmar ve Şehircilik Yasası, 20 yıllık İmar Yasası'nı revize edecek şekilde büyük
bir katılımla hazırlanmıştı. Ancak Meclis gündemine bile getirilmedi. O tasarıda
Boğaziçi bölgelerinde, sit alanlarında özel mülkü kalmış vatandaşlar için şöyle
bir çözüm üretilmişti: Ya mülkleri başka yere aktarılacak ya da menkul değere
çevrilerek hisse senedi verilecekti. Şimdi yapılansa bazı kişiler için yapılmış
anlık çözüm. Bu yasa tasarısı özendirici nitelikte. İçeriği kamu vicdanını zedeleyecek.
Tasarının yasalaşmaması gerekiyor. Mücadele edeceğiz. Zaten Anayasa Mahkemesi'nden
dönecektir. Anayasa'nın çevre hakkı maddesine aykırı.
'Ciddi rant oluşacak'
Şehir ve Bölge Planlamacıları Odası Yönetim Kurulu üyesi Yaser Gündüz: Boğaziçi'yle
ilgili mevcut yasaya bakıldığı zaman böyle bir uygulama çok zor görünüyor. Arazinin
yüzde 75'inin kamuya devri, kalanının kullanımı gibi bir durum söz konusu değil.
Boğaziçi'ni Koruma Kurulu bugüne kadar Boğaziçi'nde çok hassas davrandı. Önceki
yasa, Boğaziçi'nde daha önce yapılmış yapıları koruyan bir yasaydı. Bu yasadan
verilecek her fire, imtiyaz, özel hak, genelleşecektir. Buralarda ciddi bir rant
oluşturacak. Yasa tasarısının içeriğini çok iyi bilmiyoruz ama her türlü yasal
düzenleme daha sonra genel bir imar affı niteliği taşıyor.
Kamunun hakkı ne olacak?
TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Turgut: Yasa tasarısının
basında çıkan maddelerinin üzerinden kamuoyunu bilgilendirmek doğru olmayacak.
Ancak bu şekli doğruysa ve yasalaşırsa hiç şık olmayacak. 1983 Boğaziçi Kanunu'nun
kesinlikle düzenlenmeye ihtiyacı var. Kanunun bazı maddelerinden dolayı imar planı
uygulayamaz hale gelmiş. Korular, okullar, yeşil alanlar kamu eline geçmiyor.
Düzenlemeye ihtiyaç var ama bu yapılaşmaya yönelik olmamalı. Önce kanun değişmeli
sonra Boğaz öngörünüm bölgesine dair planlar yenilenmeli. Boğaz'da koru, koruya
katılacak alan, mesire yerleri kamu alanına geçirilmeli. Bunlar piknik alanı gibi
kullanılabilir. Yapılaşsın demiyoruz. Yasa tasarısı bu haliyle yasalaşırsa imar
affı olur. Yasa tasarısını kamuoyuyla paylaşarak yaparlarsa daha doğru olur.
Destekleyen de var
Mimar Emre Arolat: Boğaziçi'nde kaçak yapılaşma zaten var. Kanunların niteliğinden
ziyade uygulanması önemli. Büyükşehir Belediyesi birçok şeye rağmen kendi kafasına
göre bir şey yapamaz. Boğaz'da imar hakkı olmalı, değerini yitirmiş tarihi eserlerin
varlığının yerine iyi bir yapılaşma olabilir.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek: Bütün Boğaz'da küçük bir yeşil alan
kaldı. Onu da yapılaşmaya açmak, İstanbul'un güzelliğini ortadan kaldırmaktır.
Bir Arap ülkesinin kralı istedi diye bütün kurallarımızı altüst etmek bu ülkenin
bağımsızlığına ihanettir. Son derece ilkel, çağdışı bir anlayıştır. Bu ülkenin
güzellikleri, Erdoğan'ın babasının malı değil ki 'Ben verdim oldu' anlayışıyla
dağıtacak. İstanbul örgütümüz ve biz elimizden geleni yapıp, bu yasa değişikliğini
engelleyeceğiz. Duyarlı insanları, çevre dostlarını da Sevda Tepesi'ne sahip çıkmaya
çağırıyorum.
Boğaz'da bir simge
Sarıyer Mağden Mahallesi'ndeki Uyum Kooperatifleri'nin inşaatı, 1985'te yani
Sevda Tepesi'nin dönemin veliaht prensi Abdullah'a satılmasından bir yıl sonra
başladı. İnşaat izni, Özal döneminde İmar Yasası'na eklenen ve Boğaziçi öngörünüm
bölgesinin kısmen imara açılmasını sağlayan 47 No'lu kararla verildi. Önce 139
villa yapıldı. Sonra Sarıyer'de villa ruhsatı alanların sayısı 1400'ü buldu. Ancak
1986'da Anayasa Mahkemesi ek maddeyi iptal etti. Dalan döneminde yapılan Uyum
villaları için yıkım kararı çıktı. Nurettin Sözen'in belediye başkanı olmasının
ardından villardan 85'i yıkıldı.Yarım kalan villalar 'Boğaz'da ruhsatsız duruma
düşecek vilların akıbeti'ni gösteren birer ibret anıtı gibi, öylece kalakaldı.
Boğaziçi İmar Yasası'nda olası bir değişiklikten faydalanması beklenen Acarkent'se
Beykoz'daki Serdaroğlu Özel Ormanı'nda bulunuyor. Halihazırdaki yasalara göre
Boğaz'da orman, özel mülkiyet bile olsa, ancak yüzde 6'sına yapılaşma izni veriliyor.
Halen içinde 1452 müstakil bahçeli villa, 80 daire, 1512 stüdyo daire ve iki sosyal-ticari
tesis bulunan Acarkent'le ilgili yasal süreç devam ediyor.
Arazisinin bir kısmını veren kurtulacak
Mülkiyeti Suudi Arabistan Veliaht Prensi Abdullah Bin Abdülaziz'e ait Anadoluhisarı'ndaki
Sevda Tepesi'nin imara açılmasını sağlayacak Boğaziçi
İmar Yasası değişikliği, tartışılıyor. Tasarıdaki düzenlemelere göre, Boğaz'daki
arazi sahiplerine, yeşil alanlarının yüzde 75'ini kamuya vermeleri halinde geri
kalan kısımda yapılaşma izini verilecek. Bu maddeyle Sevda Tepesi'nin yanı sıra
Boğaz'da arsası olup bina yapamayanlara da yol açılacak. Ayrıca değişikliklerle
mülkiyeti Hazine'ye ait olan önemli tarihi yapılar İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne
geçecek. Sivil toplum örgütlerine göre mevzuata aykırı davrananları affeden yasa
özendirici nitelikte.
Sevda Tepesi'ne Suudi Kral'a inşaat yolu açmak için 1983'te yürürlüğe giren İmar
Yasası'nda değişikliğe gidiliyor. Bayındırlık Bakanlığı'nın hazırladığı tasarı
yasalaşırsa, beraberinde pek çok değişiklik getirecek. Tasarıya göre, yeşil alanların
kamuya kazandırılması amacıyla bu alanların yüzde 75'ini kamuya terk edenler,
arazinin geri kalan kısmında sınırlı olarak yapılaşabilecek. Bu madde Suudi Kral
Abdullah bin Abdülaziz'in aldığı Sevda Tepesi'nde yapılaşmaya olanak sağlayacak.
Öte yandan bu madde Boğaz'da arsası olup, bina yapamayanlara da yapılaşmanın da
önünü açıyor.
Şartlı izin
Tasarıda üzerinde yapı olan ancak bu yapılarda değişikliğe gidemeyenler de düşünülmüş.
Bu yapılarda değişikliğe gidemeyenler, arsalarının yarısını belediyeye vererek
geri kalanı için imar ve iskan izni alabilecek. Uygulamayla bir nevi Boğaz'daki
kaçak yapılaşma bedeli ödeyen için yasal hale gelecek. Bu madde Sarıyer'de bir
kısmı 20 yıldır metruk olah Uyum Vilalları, halen yasal süreci devam eden Acarkent
gibi lüks yerleşimlerin de kaderini değiştirebilecek.
Tarihi binalar belediyeye
Ayrıca tasarı yasalaşırsa Hazine'ye ait tarihi yapılar da İstanbul Büyükşehir
Belediyesi'ne geçecek. Kanun taslağında bu konudaki düzenleme de şöyle: "Boğaziçi
alanında diğer kamu kuruluşlarına ayrılan kamu donatıları dışında tüm kamu mülkiyetlerindeki
1000 metrekare ve üstündeki arsa ve araziler İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne,
altında kalan arsa ve arazilerden geri görünüm ve etkilenme bölgesinde kalanlar
ilçe belediyelerine, diğer bölgelerde kalanlar ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne
devredilecek."
Bu düzenlemeyle Çırağan Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Fehime ve Hatice Sultan yalıları,
Küçüksu Kasrı gibi mülkiyeti halihazırda Hazine'ye ait olan pek çok tarihi yapının
belediyeye geçeceği iddia ediliyor.
Radikal Gazetesi