Bakanlar Kurulu kararnamesiyle turizm merkezi ilan edilen İkizdere’de yapılması
planlanan 16 hidroelektrik santralı için ‘çevre dostu’ diyen Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanı Güler’e İkizdereli soruyor: “Hani bunun havza planlaması?”
Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nün özel sektöre sattığı, Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı’nın 16 ayrı hidroelektrik santralı (HES) izni verdiği İkizdere
Vadisi’nin, 25 Şubat 2008 tarihli Bakanlar Kurulu kararnamesiyle turizm merkezi
ilan edildiği ortaya çıktı. Aynı tarihlerde de DSİ, havzadaki derelerin kullanım
hakkını HES’lere sattı. Şimdi bölge halkı, İkizdere Vadisi’nde inşa edilen 400
yataklı 5 yıldızlı otelin açılışı için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı beklerken,
HES’lerin yapılmaması için de mücadele ediyor.
Bu çığlığa kulak verin
İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, 10 bin kişinin “Vadime dokunmayın” mitingini
gerçekleştirdiğini belirterek şunları söyledi: “Bu çığlığa kulak verin. Millet
iradesine rağmen HES’i yapanlar bu vebalin altında kalkamaz. 4 ayrı üniversite,
‘Vadi tahrip olur’ diyor. Bakan, ‘çevre dostu yatırım’ diyor.”Anzer ile Ovit Dağı
ve çevresinin turizm bölgesi olduğunu, kaplıca tesisi ve 5 yıldızlı otelin açılmak
üzere olduğunu hatırlatan Ekşi şöyle devam etti:
“Toplam boyu 77 kilometre olan İkizdere Vadisi’nin üzerinde 55 kilometre uzunluğunda
tünel açıp üzerine 16 HES inşa edecekler. Suyu, tünelle geçirip vadinin üzerindeki
yeşil alanı kurutacaklar. ÇED raporunda, 77 kilometrelik vadiye 150 litre yani
10 teneke su bırakacaklarını ifade ediyorlar. Bu su, vadinin başında buharlaşıp
uçar. Enerjiyi dağıtmak için kurulacak enerji nakil hattı, bu vadideki binlerce
ağacı yok edecek. Turizm Bakanlığı ‘turizm vadisi’, Enerji Bakanlığı ‘enerji vadisi’
diyor. Var mı böyle iki başlılık?”
Fırtına Vadisi’nin kurtarıcılarından olan Avukat Yakup Şekip Okumuşoğlu da, İkizdere
Vadisi için mücadele veriyor. Kamu yararı gütmesi halinde HES’e karşı olmadığını
söyleyen Okumuşoğlu’nun Bakan Güler’e mesajı şöyle:
“Türkiye’nin her bir havzasına havza planlaması yapan bakanlık, acaba Karadeniz
gibi önemli bir havzayı neden planlamadı? Havza planlaması olmadığı için bilirkişi,
tek bir santralı incelediğinden, çevreye zararı yok gibi görünüyor. Oysa bir santralın
bıraktığı suyu diğeri alıyor. Ve derenin yatağına hiç su akmıyor. Avrupa’da çevre
dostu sayılan yenilenebilir enerji sınıfı santrallar, 10 megavattır. Türkiye’de
ise 50 megavat. Bunun neresi enerji dostu? Çevre korumacılığın olmadığını gösteren
en büyük etkenlerden biri de yüksek gerilim hatları. ÇED kapsamı dışında tutularak
nakil hatlarının vereceği zarar gizlendi.”