Bir 'dünya kenti' imgesinin peşinde kendini yeniden var etmeye çalışan İstanbul,
'kentsel toplumsal muhalefet'i yeniden hatırlamak, düşünmek ve olası muhalefet
biçimlerini kurgulamak anlamında önemli fırsatlar sunuyor. İnsanın mekanda devindiğini,
varoluşunun altını mekanla çizdiğini göz önünde bulunduracak olursak, bu 'muhalefet'in
önemi daha da iyi anlaşılabilir. 32. Dünya Şehircilik Günü Kolokyumu'nda da ele
alındığı gibi, Dikmen Vadisi, Başıbüyük Mahallesi, Gülsuyu Gülensu, Beykoz, Küçükçekmece
ve Sulukule'de yaşananlar, asıl öznenin insan olduğunu hatırlamamız gerektiğinin
işareti olarak da okunabilir.
Son birkaç aydır Kadıköy'de, merkezinde 'Corner Otel'in olduğu bir kriz yaşanıyor.
Moda sahilinde yükselen bu otel, Kadıköylüler için de bir sınav aslında. Büyükşehir
ve ilçe belediyelerinin yaptıkları noktasal revizyonla inşaatına başlanan proje,
sadece Kadıköylülerin değil, hepimizin yaşadığımız bölge hakkında ne kadar söz
sahibi olduğumuzun, olabileceğimizin de doğrulaması olacak. Bu anlamda "Moda Sahiline
Hançer! Dev 'Corner Otel'e Hayır Platformu"nun üreteceği muhalefet biçimi ya önemli
bir kazanım olacak, ya da 'kentsel yılgınlığımızı' biraz daha koyulaştıracak.
"Moda Sahiline Hançer! Dev 'Corner Otel'e Hayır Platformu"nun koordinatörleri
Yapı Öğretmeni Aslıhan Deniz ve Mimar M. Reşit Karahan ile süreci ve sunduğu fırsatları
konuştuk.
MesutT: Corner Otel'i şehir anlamında nasıl ele almak gerekiyor?
M.ReşitK: Toplumumuzda hepimizin bildiği gibi genel bir kültür, bilinç eksikliği,
özellikle 12 Eylül'ün depolitazasyon kampanyasından sonra adam sendeci, bencil,
başkalarının sorunlarıyla ilgilenmeyen, keyfine göre yaşayan yaklaşımdan söz ettiğimiz
için, küreselleşme de çok rahatlıkla hayat bulabiliyor ve programlarını rahatça
gerçekleştirebiliyor. Toplumumuzun büyük bir çoğunluğunda, hatta duyarlı dediğimiz
insanlarda bile genel bir sağlıklı, sistematik bakış açısı olmadığı için; tek
tek olaylara itirazlar yükseliyor, ama Belediyeden ya da Bakanlıktan bir tanıdık
bulunursa iyi ilişkilerle bu tür şeyler engellenebilirmiş gibi bir bilinç körlüğü
var. Tek tek olaylarla ilgilenerek herhangi bir sorunun çözülemeyeceğine inanıyorum.
Çünkü küreselleşme yalnızca rant alanları üzerinde kendini var etmiyor; küreselleşme
bir yok etme projesi. Kamusal olan, güç birliği oluşturabilecek herşeyi yok etmek
için özel programlarını, bu konudaki yasal süreçlerini oluşturmuş. Parsel bazındaki
imar revizyonlarıyla sağlanan imar rantları konusu da bunun önemli bir parçası.
Doğru çözümleri üretmeden birşeylere karşı çıkmak, düşünce değil. Şehirleşmede,
sanayide ve tarımda ulusal bir stratejik plan çerçevesinde hareket edilmeli; eğitim
sistemi yeniden örgütlenmeli. Panelde de değinmiştik; Corner Otel ile ilgili imar
tadilatları konusu 2005 - 2006 yıllarında başlıyor. Bizim Platform olarak süreçten
haberdar olmamız mümkün değildi; ancak Mimarlar Odası zamanında müdehale etmiş.
Bundan dört ay önce başta Aslıhan Hanım olmak üzere, yörede yaşayan bir grup duyarlı
insan hem Mimarlar Odası'na hem de TÜRÇEK'e bu konuda neler yapılabileceğine dair
müracat etmişler. Bu kadar geç kalınmasının sebebi de, binanın bu kadar yüksek
ve hantal bir kütle olacağının, herşeyin önüne geçeceğinin farkedilememesi.
MesutT: Kadıköy, kentsel muhalefet anlamında dağarcığı olan bir ilçe. Ayrıca
İstanbul'un çeşitli yerlerinde de bu anlamda örnekler var. Bunlar sizin için nasıl
referanslar oluşturdular?
AslıhanD: Şu ana kadar yapılanların genelde siyasi yönü ağır basıyordu. Biz halk
olarak, siyasi bir kaygı gütmeden hakkımızı aramaya çalışıyoruz. Destek veren
birçok siyasi parti, sivil toplum kurumu oldu. Ortada bir yanlış olduğu için,
siyasi görüşü ne olursa olsun, herkesin bireysel olarak bu mücadeleye katılmasını
istiyoruz. Bu nedenle de diğer eylemlerden farklı hareket etme kararı aldık. Duyurularımızın
altına, "Lütfen yanınızda siyasi görüşünüzü belirten sembollerle, pankartlarla
ya da dövizlerle gelmeyin" çağrısını ekledik. Çünkü burada yapılan, imar rantına
ve imar tadilatlarına karşı çıkan bir eylem. Moda'da yapılan eylemlerle birbirimizi
destekleyelim dedik, ama biraz pazarlık eder gibi oldu. "Ortada bir yanlışlık
varsa elbette sizi destekleriz, bunun pazarlığı olmaz ki" dedik. Kadıköy'de çok
sayıda dernek var, ama hepsi atıl kalmış. Köklü bir kurum olan TÜRÇEK, konuyu
sahiplendi ve Yönetim Kurulu kararıyla platformun oluşturulması ve dava sürecini
başlattı.
M.ReşitK: Hepimizin yapması gereken bir iş, sürdürmesi gereken bir hayatı var;
sıradan vatandaşlar olarak bu tür uygulamaları farketme ve bütün zamanımızı buna
ayırma şansımız olmuyor. Mesleğim gereği, kişisel olarak Mimarlar Odası örgütlülüğü
içinde bu tür eylemlerden olabildiğince haberdarım. Ve onlardan aldığımız en önemli
derslerden biri de şu: Genelde kamuoyunda Mimarlar Odası'nın yapıcı olmadığı ve
herşeye itiraz ettiği yönünde bir kanaat var. Mimarlar Odası'nın açmış olduğu
davaya müdahil olabilirdik ve dolayısıyla o sürecin bir parçası haline gelebilirdik.
Aldığımız ders nedeniyle o sürece dahil olmayı doğru bulmadık; bağımsız hareket
etmeyi esas aldık. Kadıköy yöresinde yapılmış sivil eylemlerden de çıkarttığımız
dersler var. Bir amaca dönük olarak bir eylem başlatılıyordu; ancak bir süre sonra
şu ya da bu biçimde, sonuç alınsın ya da alınmasın, bu amaç toplumda bir perspektif
yaratmadığı için sönüyor, başka bir sorun yaşanana kadar kayboluyordu. Biz, zor
yolu seçtik. Corner Otel örneğinden yola çıkarak, sistemi anlatarak, zararlarını
göstermeye çalışıyoruz. Kurumlara karşı mesafeli olmamızın altında, çıkarttığımız
bu dersler yatıyor. Daha önce de söylediğim gibi, tek bir olaya karşı çıkmak sorunu
çözmüyor. Tek tek olaylara karşı çıkan insanları biraraya getirerek, sisteme karşı
çıkan insanlara dönüştürmenin temel görev olduğu bilincine geldiğimiz için böyle
bir örgütlenmeye gittik. Genel anlamda, benzer bütün oldu bittilere karşı çıkacak
bir örgütlenmenin alt yapısını oluşturmaya çalışıyoruz.
MesutT: Bu anlamda örneğin Gülsuyu, Sulukule ya da önümüzdeki dönemlerde bu sorunla
yüzleşmesi olası başka yerleşimlerle bir iletişiminiz var mı? Ortak yönleriniz
olduğunu düşünüyor musunuz? Bahsettiğiniz anlamda bir örgütlenme için umut verici
buluyor musunuz bunu?
AslıhanD: Evet, birçok platform bizi destekliyor; biz de onları destekliyoruz.
Sonuçta bu bahsettiğimiz yerleşimlerde rant sağlamak amacıyla, İstanbul'un talan
edilmesi anlamına gelecek projeler geliştirilmiş. Elbette şu an öncelikli olarak
yakın çevremizle ilgileniyoruz; ancak İstanbul'u Anadolu yakası ya da Avrupa yakası
olarak değil, bir bütün olarak ele alıyoruz. Zaten amacımız halkı, sivil toplum
örgütlerini ve platformları birleştirip, daha güçlü ses çıkartmak.
M.ReşitK: Platformumuz henüz doğum aşamasında. Benzer konularda oluşmuş platform
ve sivil girişimlerle ilişki kurmaya özen gösteriyoruz; ancak bunun henüz istediğimiz
seviyede olduğu söylenemez. Bu birliktelik sağlanmadan sonuç almanın mümkün olmadığı
inancını taşıyoruz. Ancak şunu da görüyoruz: Toplumumuzda ne yazık ki hiç riske
girmeden, bir destek mesajı ile kolayca bu sorunların üzerinden gelinebileceği
gibi bir inanç var. Elbette bunda toplumun, son yıllarda daha da yoğun bir şekilde
davalarla korkutulması ve sindirilmesi önemli bir etken. Bu anlamda amaçlarımızdan
biri de, toplumun fiili olarak korkmadan bu sürece katılması. Bu nedenle eylemlerimizde
insanları tedirgin edecek herhangi bir sorun olmamasına özen gösteriyoruz. Yani
insanlardaki örgütlenme konusundaki tedirginliği ortadan kaldıracak yöntemler
arıyoruz. Bu konuda bir ilk olma iddiasındayız. Herkes, yakın çevresini esas alarak
dar anlamda bir protestoya yöneliyor. Bu eğilim, belki dar çerçevede işe yarıyor,
ancak genel mücadelede bir güç oluşturmaya engel. Öncelikle bu yerel örgütlenmeleri
bir şekilde, adına ortadan kaldırmak mı yoksa federasyon gibi bir örgütlenmenin
dalları haline getirecek bir model mi diyelim bulunmadan başarıya ulaşma şansı
görmüyoruz.
MesutT: Sizce toplumsal kentsel muhalefetin önündeki en önemli engeller nelerdir,
kendi deneyimlerinizden yola çıkarak anlatabilir misiniz?
AslıhanD: En önemli sorun, dava açma prosedürlerinin çok zaman alması ve bu nedenle
dava açmakta gecikilmesi. Dava açma süreciyle boğuşurken, o arada inşaat devam
ediyor. Corner Otel’in kaba inşaatının yüzde 90’ı tamamlandı. Prosedürler hafifletilmeli
ve insanlara hakkını ararken yıldırmayacak kolaylıklar sağlanmalı. Diğer bir sorun
da halkın korkutulmuş olması. Aslında size katılmak istiyor, ancak eline bir şey
geçmeyeceğini düşünüyor; “onun arkasında mafya vardır, tehdit alırız, işlerimiz
bozulur” diye düşünüyor. Bu şekilde platformdan ve davadan çekilen birçok insan
oldu. Ayrıca bilirkişi istendiği zaman bilirkişinin geç gelmesi de bir problem.
Mimarlar Odası’nın açtığı dava için bilirkişinin tam keşfe çıktığı gün, Emrullah
Turanlı Kadıköy Belediyesi tarafında davaya müdahil oldu. Böylece keşif ertelendi,
dava uzadı. 2005’te açılmış bir davadan bahsediyoruz, 2 senedir bilirkişi gelmesi
bekleniyor. Bunların hepsi birer caydırıcı unsur. Artık davayı kazansanız bile,
Gökkafes örneğinde olduğu gibi kazanılmış bir hak olmasına rağmen yıkılması gerekirken
işletmeye açılabiliyor.
M.ReşitK: Ülkemizde 1950’li yıllardan başlayan bir süreç var. Bu süreç, planlama
kavramını ortadan kaldıran, ‘ben yaptım, oldu’ yaklaşımını benimseyen, kanunsuzluğu
teşvik eden ve hatta koruyan bir model geliştirdi. Bunun şehirlere yansıması ise,
özellikle göçün yoğun yaşandığı yerlerde büyük ve kaçak köylerin oluşması şeklinde
kendini gösterdi. Bunlar, gecekondu dediğimiz, hiçbir altyapısı ve sosyal donatısı
olmayan alanlardı. Yerel yöneticilerimiz ve siyasilerimiz, oy ve rant uğruna bunları
planlamak ya da düzenlemektense, bir anlamda rüşvet dağıtarak onların bu gayrimeşru
hallerini hoş gördüler. Büyük İstanbul Nazım Plan Bürosu lağvedildi ve Büyükşehir
Belediyesi bünyesine kaydırıldı. Ve o andan başlayarak da Büyükşehir Belediyesinde
egemen olan siyasi görüş temsilcilerinin çıkarları doğrultusunda bir planlama
anlayışı esas haline geldi. Oysa dünyanın büyük kentsel merkezleri, hiçbir tadilat
yapılmaksızın en azından 50 yıl önce yapılmış imar planlarıyla yönetiliyorlar.
Bizde ise ne parlamentoda, ne de yerel meclislerde bu anlamda bir duyarlılık
oluşmadı. Bu anlamda yerel yönetimlerdeki meclis yapılanmaları son derece önemli.
Çünkü bu katliamın aracısı, resmi karar vericileri onlar. Bu nedenle önümüzdeki
süreçlerde ne pahasına olursa olsun belediye meclislerinin yapısına müdahale edecek,
onları toplum yararına şehircilik, plancılık ve belediyecilik yapmaya yönlendirecek
bir model geliştirilmelidir. Corner Otel’e dönecek olursak, Kadıköy yeterince
sıkışmış bir bölge. Genel yaklaşım özellikle ekonomik ömürlerini doldurmuş merkezlerin,
deprem gerçeği de göz önünde bulundurularak kamu adına yenilenmesi olmalıyken;
parsel düzeyinde plan tadilatlarıyla devam ediliyor.
AslıhanD: Özel şirketlerin gece ya da tatil günlerinde çalışma izinleri yok.
Ancak yol yapımı gibi kamu yararının öncelikli olduğu şantiyelerde, yetkili mercilerden
alınacak özel izinle çalışma sürdürülebiliyor. Corner Otel’de, dilekçeyle bu durumu
yetkililere iletmemize rağmen gece çalışmaları durdurulmuyor. Bir de eylem ya
da etkinlik yapmak için izin almaya gittiğiniz zaman, sizi oradan oraya yönlendirip
duruyorlar. Oradan oraya giderken günleriniz geçiyor. En sonunda öğreniyoruz ki,
kamu yararına kuruluşların izin alması gerekmiyormuş, ama bu ne Valilik ne de
Kaymakamlık tarafından bize söylenmiyor. Asıl yapmamız gerekenin İl Dernekler
Kurulu’na gitmek olduğunu Emniyet Müdürlüğü’nde öğreniyoruz. Belediye’ye verdiğimiz
dilekçede, gece çalışma iznini kimin verdiğini sorduk; Kaymakam yanıtını aldık.
Kaymakam ile birebir konuştuk, “Ruhsatı ben vermedim ki, gece çalışma iznini niye
ben vereyim?” dedi. Bunun bilinçli bir oyalama mı olduğunu bilemiyorum. Dava sürecini
uzatma, bizi yıldırma amacıyla da yapılmış şeyler olabileceğini de düşünüyoruz.
MesutT: Platform, bundan sonra neler yapmayı hedefliyor?
AslıhanD: Corner Otel, sadece Moda halkını ilgilendiren bir sorun değil. Dışardan
İstanbul’a geldiğiniz zaman, örneğin vapurda onunla karşılaşacaksınız. Corner
Otel aslında bir simge niteliğinde. İmar rantı, ihalelerin usulsüz yapılıyor olması,
çarpık kentleşme sadece bizim sorunlarımız değil. bunu anlatabildiğimiz zaman
amacımıza ulaşmış olacağız.
M.ReşitK: Öncelikle farklı yerlerdeki benzer örnekler hakkında bilgi sahibi olmak,
oralarda yaşayanlarla iletişim kurmak istiyoruz. Hedefimiz, bu konuda mücadele
etme duyarlılığındaki sivil girişimler, kitle örgütleri, meslek odaları, üniversiteler,
vatandaşlarla ortaklaşa eylemler düzenleyerek, güçlü bir potansiyel yaratmak.
Olabildiğince hızlı bir şekilde dernekleşmenin programını oluşturarak, yönlendirici,
baskı unsuru oluşturabilecek bir güç haline gelmek istiyoruz. Olabilirse, mücadele
içinde sivrilmiş, kendini kanıtlamış temsilcilerin de yerel ve merkezi idarede
yer alarak bu konularda daha kolay kararlar aldırabilmenin altyapısını kurmayı
hedefliyoruz.
AslıhanD: Meclis üyeleri, neye evet ya da hayır dediklerinin farkında değiller.
Toplantılarda, Belediye Meclisi üyelerinin önüne yaklaşık 100 – 150 dosya geliyor.
Dosyalar hakkında detaylı bilgi almadan, bilinçsizce ya da baskılar sonucu evet
ya da hayır denilebiliyor.
Haber: yapi.com.tr / Mesut TUFAN