Regine Temel’in Tarabya Konakları’ndaki evine, evin mimarı Serap Chauchat’yla
birlikte gittik. Ev sahibi Temel daha önce Gümüşsuyu’nda oturuyor, evi de Osmanlı
saraylarını andırıyormuş. Birçok antika obje, vazo, biblo, halı vb eşya ile dolu
olan evden ayrıldıktan sonra, dekorasyon anlayışı da büyük ölçüde değişmiş. “Artık,
rahat, ferah, boş ve modern bir ev istiyorum” diyerek Serap Chautchat’ı aramış.
Chautchat modern bir ev yaratmanın bilinenin aksine çok zor olduğunu ve aslında
pek çok ayrıntıyı gözetmek gerektirdiğini anlatıyor. Dışarıdan bakınca sade ve
standart görünen bu evin aslında birçok detay barındırdığını söylüyor. Buna örnek
olarak, girişten ilerlediğimizde solumuzda kalan cam tuğlalı duvarın yapım aşamasındaki
ayrıntılarını sıralıyor. Duvar tavanla birleşmiyor, aynı zamanda dört kenarı eşit,
yani bir kare biçiminde. Chautchat bunun aslında salonda ferahlık hissi yaratmakta
büyük ölçüde etkili olduğunu söylüyor... Biz de mimarideki ayrıntıların evler
için ne kadar önemli olduğunu onu dinledikçe daha çok fark ediyoruz...
Evin girişinden başlayıp, koridor boyunca uzanan koyu gri taşların bahçe taşı
olduğunu anlamamız pek zamanımızı almadı. Regine Temel, tüm karşı çıkmalara rağmen
evin bu bölümüne koyu renk bahçe taşı koymakta ısrar ettiğini ve istediği yapıldıktan
sonra karşı çıkanların dahi beğendiğini anlattı. Evinin en sevdiği özelliklerinden
biriymiş... Serap Chautchat ise bu taş zeminin ve salona ait parke zeminin birbirinden
belirgin bir şekilde kesildiğini vurgularken, bunun da taşlara bir çeşit halı
izlenimi verdiğini söylüyor. Gerçekten de öyle... Salonun dekorasyonuna da taşlar
gibi koyu renkler hâkim. Kanepeler koyu gri, koltuklar ve puf ise siyah deriden.
Deri parçalar, Barcelona, L Mies Van Der Rohe tasarımı. İki deri koltuk arasında
yer alan ilginç kütüphanenin tasarımı ise Faruk Molhan’a ait. Şöminenin metal
çerçevesi de heykeltraş Fatih Semiz tarafından yapılmış... Salon iki bölmeden
oluşuyor. İkinci, yani arka bölmede yemek masası bulunuyor. Geniş yemek masasının
bir özelliği daha var, aynı zamanda bilordo masasına da dönüşebiliyor! Bunu, eşinin
istediğini anlatan Temel, şu ana kadar bu özelliğinden pek yararlanmadıklarını
söylerken gülüyor. Masanın hemen arkasında geniş bir kapı var. Bu kapı da mutfağa
açılıyor. Mutfak ve yemek masasının konumu, yine servisi kolaylaştıracak şekilde
düşünülmüş...
Koridordan ilerleyince ilk sağda ceviz, antika bir kapı ilgimizi çekti, sorduk,
anlattılar... Kapı, portmantoyu kapatıyor, çok değerli bir antika. Regine Temel,
bu kapıya Çukurcuma’dan bulmuş. Antika kapının biraz ilerisinde de banyo bulunuyor.
Mor ve eflatun ağırlıklı taşların kullanıldığı banyo çok şık. Koyu mor puf ve
tüylü küçük halı da şıklığı tamamlıyor. Koridorun sonunda ise tasarımı Serap Chautchat’ya
ait üç bölmeli bir kütüphane karşılıyor bizi. Chautchat kütüphanenin üç eşit bölmeden
oluştuğunu, her üç bölmede yer alan rafların birbirinden ayrı ölçülerde ve şekillerde
olduğu halde simetrik olduklarını, bunu da özel olarak bu şekilde tasarladığı
anlatıyor. Kütüphanenin, tek kapağı var. Bu raylı kapak, hangi bölüm kapatılmak
istenirse o kısma çekilebiliyor. Ne açıdan bakarsanız bakın görülen, hatta bir
resim misali koridorun sonundaki manzarayı oluşturan bu kitaplık gerçekten eve
çok güzel bir hava katıyor.
Evdeki ferahlık en çok da üst kattaki salonvari alanda hissediliyor. Merdivenlerden
çıkıp sola döndüğünüzde, yere kadar uzanan camlar ve beyaz bir oturma grubuyla
karşılaşıyorsunuz. Chautchat bu bölmenin daha önce odalardan oluştuğunu, duvarları
kırdıklarını anlatıyor. Regine Temel’in yatak odası da bu katta bahsettiğimiz
alanın çaprazında yer alıyor. Ancak yatak odası hiç de evin genel havasına uygun
değil. Odayı görünce, kendimizi Regine Temel anlatırken hayal etttiğimiz Gümüşsuyu’ndaki
evinde buluyoruz bir anda! Karşımızda adeta bir Osmanlı odası duruyor. Temel yaşadığımız
şaşkınlığı fark ettiği anda “Gümüşsuyu’ndaki evimin tarzını bir tek buraya taşıdım!”
açıklamasını yapıyor. Odaya ait geniş bir banyo da var. O da oldukça ferah, modern
bir hamam havasına sahip. Evden çıkarken, üst kattaki boş koridor da bize ayrı
bir güzel geliyor. Özellikle de ortaya yerleştirilmiş eski ahşap bank. Evden çıkmadan
önce bu iki kadının fotoğrafını o ahşap bankta çekiyoruz...
Haber: Cumhuriyet DERGİ / Deniz YAVAŞOĞULLARI